08 Nisan 2020 Çarşamba

TEVFİK BALA : TOPRAKLA BARIŞALIM...

tevfik-bala--toprakla-barisalim

Toprak ana yine insana kucak açacak, bağrına basacak, ekene ektiğini biçtirecek.
23 Eylül 2019 Pazartesi 00:51

 Kabil zihniyeti ile gelişen batı; insanı, kâinatı keşfetmek, yaşamak ve yaşatmak derdiyle hiç dertlenmedi. Onlar sadece insanı yok sayan ve bu düşünceyle ayakta kalabilen sistemi keşfetti. Dünyaya dönük bütün gelişimini ve geliştirdiklerini bunun üzerine inşa etmeye çalıştı.

Kabil zihniyetinin kurduğu dünya, Ahsen-i takvim üzerine yaratılan Eşref-i mahlûku, Esfel-i safiline düşürdü.

Habil zihniyeti ile insanlık yeniden kıyama kalkmaya çalışarak iddia ve ideallerine kavuştukça Eşref-i mahlûk olduğunu hatırlarken, bir yandan da Halife olduğunu öğrenmeye başlıyordu.

Endüstri devrimleriyle insani şahsiyetlerini kaybeden insan, birey tiplemeleriyle toplumsal alandan da uzaklaştırılırken, israf eden ve tüketen canlılar olarak cansızların kölesi olmaya başlıyordu.

Kurdukları modern dünyada her şeyi israf eden, her şeyi tüketen bir insan modeli ortaya çıkardılar.



Kabil zihniyeti, geliştirmeye çalıştığı sistemiyle ilahi nizamı kirleterek yok etmeye çalışırken; zamanı, mekanı, makamı, kültürü, sanatı, toprağı insansızlaştırıp, sistemlerini ilahlaştırıp Allah'ı kurdukları sistemin dışına çıkarmaktan çekinmediler.

Geldiğimiz zaman dilimine baktığımızda; modern denilen bu dünyanın bana göre en büyük talihsizliklerinden biri insanı toprağa, toprağında insana küstürülmüş olmasıdır.

Bu açıdan kendimize baktığımızda; toprağın verdikleriyle, kendi kendine yetebilen ülkelerden biri iken, bugün ki konumumuzla bunu da kaybettiğimizi üzülerek görebiliyoruz. İnsan insanlığa, insanlık insana, insan toprağa, toprakta insana küsmüş durumda.

Osmanlı sonrası yılların muhafazakar/sağcı şair ve yazarları fabrika bacaları ile, cami minarelerini yan yana getirirken, solcu şair ve yazarlar makinenin sesini ahenkli bir biçimde “trım, trum, trak” diye dizelere dökerek memleketin en ücra köşelerine ulaştırmayı görev sayarlarken, bacalardan çıkan bin bir çeşit kanserojen gazlardan, insanı yalnızlaştırıp köleleştiren makinelerden bihaberdiler.

Uzun yıllar endüstrileşememenin sıkıntısını yaşayan bu topraklar, tam endüstrileşmeye adım atarken paketlenmiş hazır olanı tüketmeyi daha çok sever oldular.

Bin dokuz yüz seksenli yıllara kadar endüstrileşmeyi başaramadığımız gibi toprağımızı da kaybetmeye başlamış oluyorduk.

Bu yıllara kadar endüstrileşme bir ihtiyaçken, seksen sonrasında bu ihtiyaca gerek duyulmadan serbest piyasa ekonomisi ile alabildiğine balon gibi şişirilmeye çalışılıyordu.

Herkes tüketmenin, israfın doyumsuz hazzını yaşarken toprağımıza da, insanımıza da, insanlığımıza da küsmeye başlıyorduk. 

Serbest piyasa ekonomi anlayışı ile o yıllarda kurgulanan sağ sol kavgalarının yerini tüketim, israf, gösteriş kavgaları almaya başlıyordu.

Kapitalizmin arsız tuzağı olan serbest piyasa anlayışı; insanı, insanlığı ve yaratanı hayatın dışına itelemeye çabalarken insan aldığı derin hazlarla kendini tükettiğinden bihaber yaşıyordu.

Bu gün bize dayatılan modern dünyaya baktığımızda; kalabalık kent yaşamı, çılgın tüketim hazzı, doyumsuz israf aşkı bitecek gibi görünüyor.

Dünyayı ateşe vermek isteyen On Üç Aile/İllüminatı tarikatı yanı Kabil zihniyetinin ası savunucuları üçüncü dünya savaşına doğru dünyayı çok hızlı bir biçimde sürüklüyorlar.

İnsan, öyle ya da böyle, her hangi bir biçimde kalabalıklar halinde toprağına düşecek, yaşayanlar toprağıyla barışacak, ekecekler, biçecekler yeni bir hayatı başlatacaklar.

Demem o ki; toprak ana yine insana kucak açacak, bağrına basacak, ekene ektiğini biçtirecek.

Geç kalınmadan toprağa dönelim, yeni bir hayatı toprakta bulalım.

Bağımlılıklarımız toprağa olsun, toprağımız eksik değil, bol olsun.

Özümüze dönüşelim; az olsun benim olsun demeden, çok olsun bizim olsun diyelim.

Az aşım, ağrımayan başım demeden, çok aşım, paylaşılınca ağarmasın başım diyelim.

Biz; insanını da, malzemeyi de, makineyi de Habil zihniyetiyle eğitip kardeşliğimizi ve insanlığımızı büyütmeye çalışalım.

             Selam ve dualarımla...

                             Tevfik BALA

 

MANAS HABER

Haberin etiketleri:

TEVFİK, BALA


Haber okunma sayısı: 227

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

ÖZGÜR KAYA : İstirahat ödeneği nasıl alınır ?

Rapor Parası Hangi Durumlarda Ödenir?

ALİ GÜLER : Dünya askerlik tarihine imzası

Osman Nizami Paşa yanılmamıştır. Çünkü Mustafa Kemal, gençlik çağlarından beri geleceğin Atatürk’ünden

ALPARSLAN TEKBAŞ : Herkes durur, çiftçi durmaz

Çiftçilikte durmak yok, emeklilik yok; toprakla başlayıp toprakla biten bir hayat var.

KONUR ALP KOÇAK : Salgının akıbetini belirlemek bizim elimizde

Avrupa ülkeleri ve ABD’nin Çin’e nazaran çok daha fazla etkilendiği daha net şekilde görülüyor.

OĞUZ YILMAZ : Üstün değerlerin salgındaki hali

Bazı ülkeler ise, “yaşlılar ölsün, kalan sağlar bizimdir” diyorlar. İnanılacak gibi değil.

ERTUĞRUL SUBAŞI :BİZE TEŞKİLAT DERLER ...

Bugününü, yarını için feda eden ruhtur Ülkücülük...

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL