08 Nisan 2020 Çarşamba

TEVFİK BALA : NE MENEM SÖZLEŞME...

tevfik-bala--ne-menem--sozlesme

İslam coğrafyalarında kan, göz yaşı, acı, zülüm, sömürü bitmek bilmiyor.
21 Eylül 2019 Cumartesi 19:11

 İlk insandan günümüze biriken insan sorunlarını insanlığın hayrına çıkarılan ümmetten başkası çözemeyeceği gün gibi ortada.

Bütün teknolojik endüstri devrimlerine baktığımızda hepsi bir avuç insanın huzuru için insanlığı katlederken, insanı ve yaratıcıyı hayatın dışına itelemeye çalışmışlardır.

Günümüz dünyasında teknolojik olmayan tüm sorunlarıda teknoloji ile çözmeye kalkışanlar insanı teknolojinin kulu, kölesi haline getirdiler.

“Kabil” zihniyetli burjuvanın sapkın, haylaz, asi çocukları yeni bir dünya kurma derdi ile kavrulup dururken kainatı ateşe vermekten, insanlığı yok etmekten bir adımda geride durmuyorlar. Her geçen gün silahı, parayı, teknolojiyi, sosyolojiyi, kültür ve sanatı, eğitim ve de öğretimi kendi idealleri doğrultusunda kullanarak, yeni bir nesille, yeni bir dünya kurmayı kendilerine hak sayıyorlar.

Yeni bir dünya hayline kapılan bu zihniyet, eşrefi mahluku esfel-i safiline düşürmekle yetinmeyip tamamen yok ettikten sonra yeni bir nizam kurmak istiyorlar.



Bu yürüyüşe büyük engel olarak gördükleri “Habil” zihniyetli Abdullahları yollarının ve hayatın dışına itmek istiyorlar.

Bu nedenlerden dolayıdırki İslam coğrafyalarında kan, göz yaşı, acı, zülüm, sömürü bitmek bilmiyor.

Bu coğrafyanın Abdullahları namus gördüğü, kutsal saydığı vatan toprağından tek bir çakıl taşını bile vermek istemezken öte taraftan güle oynaya midesini, beynini, zihnini, düşüncelerini, yaşantısını, giyimini, tarihini, ekeceğini, biçeceğini, üreteceğini, geleceğini, ailesini eylem ve söylemlerini oluşturan medeniyet kavramlarını, eğitimini haz alarak gayet rahat bir biçimde verebiliyor.

İşte İstanbul sözleşmesi ile bizden alınmak istenende vatan toprağının çakıltaşı değil tamda bunlardır. Bu sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrasında geçen cinsiyet eşitliği ve cinsel yönelim kavramları ile neslimizin, geleceğimizin, medeniyet inşamızın canına okumaya devam ediyorlar.

Cinsiyet eşitliği ideolojisi; kadının kadınla, erkeğin erkekle, erkeğin kadınsi, kadının erkeksi olarak yaşamasını aile olarak kabul ederek medeniyetimizin aile yapısını yıkıyor. Bireyi büyütüp, özendirip topluma dayatırken şahsiyeti ordadan kaldırarak küresel kavramları sevimli hale getiriyor.

Cinsel yönelim ideolojisi; birey yaşamında cinsiyetsizliği öne çıkarırken, isteyene istediği gibi yaşmayı, giyinmeyi, kuşanmayı, kadının erkeğe, erkeğin kadına cerrahi yöntemlerle dönüşmesine, dönüşmeden yaşamasına, mahrem yaşam alanlarını paylaşmasına, eşcinsel, lezbiyen olabilmesine her yönden destek olmayı amaç ediniyor.

Batı medeniyeti bu iki kavramla, medeniyetini dinden koparırken, dayattığı sözleşmelerlede insanı kendinden ve fıtratından koparıyor.

Dayatılan bu iki kavramla insan ne daha iyi bir yaşama kavuşuyor, ne de eğitimden, sağlıktan, dünyanın güzellik ve zenginliklerinden daha çok pay alabiliyor.

Biyolojisi, genetiği, hisleri, duygu ve düşünceleri, anlayışı, kuvveti, fiziki yapısı, fıtratı farklı olan insan eşit olamıyor.

Kainat kitabında binbir farklılıklar bir ahenk içinde kendisi olurken, insan kitabında binbir farklılıkların eşitliği nasıl sağlacak? Kainat kitabının özü ile insan kitabının özü aynı ve Allah’ın farklı iki tezahürü ise bu dayayatmalar ne işe yarayacak?

Fıtratımızın özünü oluşturan “sıbğatullah” neydi acaba? Ya da Rabbimiz, “bakara süresi 138’inci ayet ile bize ne söylüyordu acaba?

Avazımızın en özgür haliyle haykırmak gerek ki; bize ne “Kabilin” çocuklarının ürettiği kavramlardan. Bize ne şeytana tapan “İllüminatı” tarikatı mensuplarının kavramlarından.

Ne sekülerizmin, ne kapitalizmin,ne liberalizmin, ne komonizmin; kuvvetli, kudretli cekiciliği ve sevimliliği bizi yolumuzdan alıkoyamayacak.

Ne cinsiyet eşitliği, ne de cinsiyet yönelimi, libidosu, cazipliği, çekiciliği, hazları bizi yolumuzdan alı koyamayacak.

Eşref-i mahluk olan Abdullahlar; hiçbir tarikatin, hiçbir sapığın, hiçbir gücün, hiçbir aracın, hiçbir nefsi emarenin kulu, kölesi olamayacak.

Ancak Abdullahlar kardeştir, Abdullahlar tek millettir, Abdullahlar ümmet-i şahsiyetlerdir.

Bu zaman diliminde bize düşen, kültürel eğitim seberberliğini başlatarak; medeniyetimize, milletimize, fıtratımıza, masumiyetimize, mahremiyetimize, namusumuza, cinsiyetimize, neslimize ve geleceğimize yapılan saldırılarda “Çanakkale’yi” yeniden geçilmez kılmaktır.

Selam ve dualarımla Mücadelemiz hayır ola...

 

   Tevfik BALA

 

MANAS HABER

Haberin etiketleri:

TEVFİK, BALA


Haber okunma sayısı: 277

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

ÖZGÜR KAYA : İstirahat ödeneği nasıl alınır ?

Rapor Parası Hangi Durumlarda Ödenir?

ALİ GÜLER : Dünya askerlik tarihine imzası

Osman Nizami Paşa yanılmamıştır. Çünkü Mustafa Kemal, gençlik çağlarından beri geleceğin Atatürk’ünden

ALPARSLAN TEKBAŞ : Herkes durur, çiftçi durmaz

Çiftçilikte durmak yok, emeklilik yok; toprakla başlayıp toprakla biten bir hayat var.

KONUR ALP KOÇAK : Salgının akıbetini belirlemek bizim elimizde

Avrupa ülkeleri ve ABD’nin Çin’e nazaran çok daha fazla etkilendiği daha net şekilde görülüyor.

OĞUZ YILMAZ : Üstün değerlerin salgındaki hali

Bazı ülkeler ise, “yaşlılar ölsün, kalan sağlar bizimdir” diyorlar. İnanılacak gibi değil.

ERTUĞRUL SUBAŞI :BİZE TEŞKİLAT DERLER ...

Bugününü, yarını için feda eden ruhtur Ülkücülük...

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL