TEVFİK BALA : İNSAN DENEN MEÇHUL...

tevfik-bala--insan-denen-mechul

Sadece Allah'a, Resulüne ve Kitabına imanın gereği yapıldığında, gerisi Kafdağı'nın ardındaki hikayeden öte ne ola ki…
10 Ağustos 2019 Cumartesi 13:52

 İlk insandan günümüze doğru insanlığın tarihi gelişimine baktığımızda; insan, insanlığını kuşandığı dönemlerde yeryüzüne huzur, barış gelmiş, insanlık değerlerinden uzaklaştığı dönemlerde ise zulüm, kan gözyaşı eşliğinde yeryüzüne yayılmıştır.

Yokluğun, kıtlığın, kuraklığın olduğu dönemlerde de, bereketin, bolluğun olduğu dönemlerde de, göçebe ve yerleşik dönemlerde de bu döngü devam ede gelmiştir.

Konar-göçer olarak toplayıcılık, avcılık yaparak ağaç kovuklarında, mağaralarda, doğanın acımasız kucağında hayatını sürdüren insanlar kendilerini geliştirdikçe doğanın kucağından çıkarak doğaya hükmetmeye başlamış, üretmeyi-biriktirmeyi öğrendikçe ırkına ve çevresine daha da acımasız olmaya başlamıştır.

Günü birlik, bulduğuyla yetinmekten çıkan insan, planlı yaşamayı keşfettikçe milletler, devletler oluşturmaya, daha düzgün, daha korunaklı yaşamaya başlar olmuştur.

Devlet sistemini kurup ülke sınırlarını belirleyen milletler; yayılma, çoğalma, güçlülüğünün kalıcılığı için ekonomik, sosyal, kültürel bakımdan her alanda üretmeyi artırmaya başladığında düşmanlarını da çoğaltmıştır.



Devran döndükçe zaman öyle bir hal aldı ki; üretimdeki anlayış ihtiyaçtan çıkarılıp, tüketmeyi öncelikli bir hale getirilmesi milletlerin sonunu hazırlamıştır. 

İnsan hayatında olan bu değişim ve gelişmeler bazen kanlı, bazen de milletin isteğiyle olması medeniyet anlayışlarının bir gereği ve gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır…

Toprağı işleyip ekmeyi, biçmeyi, üretmeyi öğrenen insan, yerleşik hayata geçerek devletlerini kurup, tarımı geliştirmekle ilk devrimlerini yapmış oluyorlardı. Daha çok üretmek, daha çok kazanmak için insan gücüne ihtiyaç duyan insan, en büyük kötülüğü yine kendi ırkına yaparken insan-köle ticaretini de geliştirmiş oluyordu. Makineli tarıma doğru ilerlemeler hızlandıkça, tarım toplumu kendi yanına ikinci bir toplum üreterek, petrolle birlikte sanayi devrimini gerçekleştiriyordu. Artık insan ürettikleri üreterek kendi ırkına daha da acımasızca ihanet etmeye başlamış oluyordu. Ürettikçe canavarlaşan insan, tüketimi çoğaltmak için yeni pazar alanları aramaya koyuluyordu.

Sanayi devrimi ile kendini makineleştiren insan, kendi ırkına yine ihanet ederek, savaş sektörüyle, savaş ekonomisini geliştirmeye başlıyordu.

Yeryüzün de en geniş tüketim pazarı oluşturmak için ülkeleri, bölgeleri bir birine düşürerek savunma ürünleri satmaya ve sonrasında savaştırmayı önemsiyorlardı. Savaşın ardından yıkılan, yakılan yerleri imar etme, yaraları sarma adına inşaat sektörü ve ilaç sektörlerine alanlar açarak bu sektörleri güçlendiriyorlardı…

Yaşadığımız son yarım asrın bir asır öncesine baktığımızda önce hedefe Yahudileri sürerek belli bir süre oyalanmışlar. Ardından sosyalistleri hedefe sürerek biraz daha oyalanmayı sürdürmüşlerdir. Ustalık dönemleri olan son çeyrek asırda ise İslam coğrafyalarını önceleyerek, Müslümanları hedeflerinin tam gediğine yerleştirerek yeni bir oyalanma süreci başlatıyorlardı.

Kapitalist/Burjuva sistem sadece savaş ekonomisi ile üzerimize gelmiyor elbet. İnsanımızı topraktan kopararak metal-beton yığınları arasına hapsederek kendinden uzaklaştırmaya başladılar. Ömürlerini çalmak uğruna önce değerlerini kirleterek işe başlarken ikinci adımda aile hayatını çalmaya kalktılar. Kapitalist bir aile anlayışı ile koca aileyi çekirdek aileye dönüştürerek babayı, anayı, daha sonra ailedeki değer erkekleri çalmaya başladılar.

Burjuva/kapitalist sistem kazanmak için her yolu kendine mubah sayarak bütün varlıkları kendisinin varlıkları görmeye başlar oldu.

Daha çok üretmek için daha çok insan aranırken ve bulduğundan daha da çok tüketecek insanın bulunması olmazsa olmazların oluyordu.

Her alanda bozulma olacaktı ki; ihtiyaç hissi, tüketme isteği o derece onun üzerine artmış olabilsin…

Son zamanlarda en vurucu silahları medya ve sosyal iletişim araçları ile kitleleri yine harekete geçirerek kapitalist/burjuva çocukları çılgın kazançlarına devam etmekten bir adım geri durmuyorlardı.

Kapitalist/burjuva çocukları ne kilisenin sapık çocukları, ne de soyluların şımarık entel-dantel çocuklarıdır elbet.

Allah'ın nizamına kafa kaldıran, yeni bir nesil meydana getirerek kurallarını kendilerinin koyacağı yeni bir dünya kurma derdinde olan On Üç Aile / İllüminati mensuplarının cehenneme çağıran çocuklarından başkaları değillerdir elbet.

Dünyayı sömürüyorlar, çok güçlüler, her taşın altına birilerini koyarlarken kendileri taşların çevrelerinde huzur içinde rahat yaşayabileceklerdi. Dünya yansa kendilerinin bir tutam otları bile yanmayacaktı belki ama onlarda olmayan “İMAN” onların dışında birilerinde vardı. Bu imanla inananlara Allah yeter olacaktı elbet…

İş, onların dışında kalmakla başlayıp o güçlü “İMAN” ile Allah'a kul olabilmekten geçmekte.

Sadece Allah'a, Resulüne ve Kitabına imanın gereği yapıldığında, gerisi Kafdağı'nın ardındaki hikayeden öte ne ola ki…

İşte o “İMAN” sahibi kulların topluluğu ümmet biz olabildiğimiz takdirde “Tevfik” şüphe yok ki Allah’tan gelecek elbet…

Selam ve dualarımla…

                          Tevfik BALA

 

MANAS HABER

Haberin etiketleri:

TEVFİK, BALA


Haber okunma sayısı: 156

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

YILDIRAY ÇİÇEK : Yargıda çete, sahte senet, kaset şantajı, tehdit, sapıkla arkadaşlık!

CHP, HDP, İP üçlüsünün adayı olan Mansur Yavaş, bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak o

ALİ GÜLER : Hedef: Türk kimliğini koruyarak çağdaşlaşma

Milli eğitim; ailesini, vatanını, milletini seven ve yüceltmeye çalışan (Türk milliyetçisi) Türkiye

ALPARSLAN TEKBAŞ : Başbuğ Alparslan Türkeş Bey’in “Tarım Kentleri”

Rahmetli Başbuğ; köylerdeki nüfusun zamanla şehirlere akacağını yıllar önce sezmiş ve “Kalkınmanın

MİNE GÜLER : Söylem soytarılığı ile akıl tutulması yaşatıyorlar

“PKK terör örgütü değildir, silahlı siyasal bir harekettir.” diyen Tahir Elçi’yi, şehit verdiğimiz gün

AHMET ŞAFAK : Macron'un bardakları

Fransız iletişim biçimi sadece konuşmak, uzun ve detaylı konuşmaktır.

ERTUĞRUL SUBAŞI : HAİNLİĞİN VESİKASI

PKK eş başkanı olan şahsın, rahatsızlanması ve saatlerdir bilincinin yerinde olmadığını beyan eden

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL