TEVFİK BALA : BURJUVA ÇOCUKLARI…

tevfik-bala--burjuva-cocuklari

Özgürlükleri, insanları, kadınları, çocukları, aileyi, hayvanları, doğayı-çevreyi, devletleri, halkları, inançları, fıtratları bozanlar, kirletenler, yakanlar, yıkanlar, katledenler burjuvanın elitleri değil mi?
10 Ağustos 2019 Cumartesi 13:56

 Batı; daraldığı zaman diliminde kiliseye, soylulara karşı sosyologların ürettiği, kitlelerin benimsediği güçlü ama içi boş kavramlar eşliğinde karanlıktan aydınlığa doğru koşmaya başlıyordu.

“Hürriyet, eşitlik, kardeşlik” kavramları 1789 da Fransız ihtilalının kodlarını oluşturmaktaydı.

Aydınlığa hasret, ezilmiş, yoksul, biçare halk sokaklara dökülerek devrinin en ünlü ve güçlü hapishanesi Bastille’nin kapılarını kırıp, içerdekilerini özgürlüklerine kavuştururken, kendilerine kendilerinin yöneteceği yeni bir dünya kuracaklarını sanıyorlardı.

Onca karanlık, onca acı yılların öcünü almak üzere kilise mensuplarını ve soyluları “giyotin” makasına yollarken dillerinden “hürriyet, eşitlik, kardeşlik” nameleri dökülüyordu.

Sokağın ve mahallenin nabzını elinde tutan halk, batının köhnemiş, kokuşmuş kilise ve soylular sistemi ile güçlenen monarşiyi, tarihin çöplüğüne yollayarak kendilerini kendilerinin yöneteceğini sandıkları demokrasi ve cumhuriyet sistemini getirmenin coşkusuyla zamanın tadını çıkarıyorlardı. Tarım kökenli yoksul, ezilmiş biçare halk kitlesi canını verip, kanını su gibi akıtırken gelecekte burjuva elitlerine hizmet edeceklerinden, onlar için yaşayacaklarından bihaberdiler.



Burjuvalı elitler soylu yada kilise ehli değillerdi. On birinci yüz yılda halk içinden çıkan ve keşiflerle ulaştıkları doğunun zenginliklerini barbarca sömürüp batıya taşıyarak zengin olan, gözü dönmüş canavarlardan başkaları değildi. Sosyologlara ürettirdikleri kavramları kendilerinin kaybedilmiş hakları görüp Doğuyu talan ederken “giyotinden” arda kalan soyluları, kilise ehillerini kendilerine basamak olarak kullanan zengin elitlerin yönetici grubuydular. Bu Burjuva elitleri kiliseyi ve devleti ellerline geçirdikten sonra dünya üzerinde etkili olabilecekleri bir sömürge ağı oluşturmaya başladılar.

Sokağa ve mahalleye sahip olmuş ve “giyotini” kurmuş, monarşiyi yıkmış, demokrasi ve cumhuriyeti getirmiş olan halk kitleleri yeni bir cellat olan burjuvaları başlarına taç misali koyarlarken, başlarına geçirdikleri burjuva tasmasının zincirini onların eline gönül rızasıyla vermişlerdi.

Günümüzde dünyayı yöneten On üç aile/illüminatı tarikatının mensupları, Burjuva elitlerinin merkezinde oturup en önde gidenlerinden oluşmaktaydı. Dünyayı sömüren bu yeni sistemle zenginliklerine zenginlik katıyor, istediklerini istedikleri devletin, kurumun, kuruluşun başına getirirlerken,  beklenti içinde olan halk kıyı kenarlara itilerek yine yok sayılıyordu.

Kurmuş oldukları sistemle ekonomi, sağlık, hukuk, eğitim ve toplumu meydana getiren diğer sistemlerin tamamı Burjuva elitleri için çalışıyor, üretiyor, kendilerini tüketiyorlardı. Uzun yokluk ve karanlık dönemi geçiren batı halkı; gün yüzü görebilmek, insan olduğunu hatırlamak için uzun bir yolculuğa çıkmış olsalar da karşılarına konan para gücü, onları oldukları yerden daha yukarılara taşımaya yetmiyordu…

Burjuvanın elitleri; kurşun atan silahlardan çok daha tesirli olan para, kalifiye insan ve kalabalık insan kitlelerini ellerinde tutarak zamanı, mekanı, coğrafyaları kendi çıkarları doğrultusunda çok rahat kullanabiliyorlardı. Yetişmiş insan gücünü iyi kurgulayıp organize ederek halka dönük ürettikleri kavramlarla kitleleri çok rahat bir biçimde kullanmaya devam ediyorlardı.

Bu gün dünyanın en gelişmiş sistemlerinin sahibi olan burjuva elitleri, ellerindeki silahlarına bir yenisini daha eklemeyi başardılar. Kitleleri yönetmek, kitleleri kontrol etmek ve yönlendirmek için medya, kitle iletişim araçları ile hedeflerine çok daha hızlı ulaşabiliyorlar artık.

Son çeyrek asırda insan hakları, basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, çevrecilik, kadın hakları, çocuk hakları, hayvan hakları, cinsiyet eşitliği, cinsel yöneliş hakları adıyla ürettikleri kavramları, yine kendi düzenlerini geliştirmek, kendi çarklarını döndürmek için kullanmaktadırlar. Bütün bu kavramları derinlemesine irdeleyip üzerlerine biraz kafa yorduğunuzda beyninizi yormaya başlayan soru; bu kavramların uygulama alanları batı toplumları mı? Yoksa Doğu toplumlarımı oluyor? Bu kavramlar üzerinden kimler neler üretiyor ve kimler neler kazanıyor? Kimler nelerini kaybediyor?

Ürettikleri kavramlar kendi ülkelerine, kendi çıkarlarına dokunduğu an yok sayılarak gereği yapılırken, İslam coğrafyalarında bu kavramları dayatarak, içlerini boşatarak kendi çıkarlarına hizmet amaçlı yine onlar kullanıyorlar. Buna kaynak olarak binlerce örnek sıralana bilir, gözlerimizin önünde her an cereyan edenlerden.

Özgürlükleri, insanları, kadınları, çocukları, aileyi, hayvanları, doğayı-çevreyi, devletleri, halkları, inançları, fıtratları bozanlar, kirletenler, yakanlar, yıkanlar, katledenler burjuvanın elitleri değil mi?

Allahın nizamını, Allahın yarattıklarının fıtratını bozarak, sistem ve düzenlerini değiştirerek, yeni bir sistem, yeni bir düzenle kendilerine ait bir nizam geliştirme derdinde olan yine bu burjuva elitleri değil mi?

Medeniyet anlayışları; değerleri yaşatmak, kötüleri düzeltmek, hastalıkları iyileştirmek üzere değil, öldürmek, bozmak, yok etmek üzerine geliştirilmiş zihniyetten öte bir şey değildir.

Son çeyrek asır içinde zamanı kıyamete zorlayarak, üçüncü dünya savaşını Müslümanlar üzerinden çıkarma derdiyle üzerimize yüklendikçe yükleniyorlar. Bütün bu olup bitenlere allanıp pullanıp kanmamak gerekiyor.

Burjuva elitlerinin çocukları karartmaya çalıştığı bu çağı, onların el fenerleriyle aydınlatmaya kalkışmak boşa kürek çekmekten daha beterdir.

Bu coğrafyanın çocukları, fıtratına döner de kardeşlik değerlerini kuşanırsa, hak medeniyeti verileriyle bu karanlıkları zorda olsa aşarak ümmetleşir.

Ümmet; kendi hak medeniyeti mensuplarıyla yeniden kucaklaşarak Cihad seferberliği ile kendine de, onlara da yeterken zafere de ulaşmış olabilecektir…

Selam ve dua ile…

                  Tevfik BALA

 

MANAS HABER

Haberin etiketleri:

TEVFİK, BALA


Haber okunma sayısı: 58

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

TEVFİK BALA : HAYDEEE, YENİ FIRSATLARA…

İngiltere liderlerinden Churchill’in söylediği ; “Türkiye solarsa sulayın, uzarsa budayın” ...

LEYLA DÜZEL : HAYDUT VE AVARELLERİ SES VERİN

İki gündür tıs yok bu zilletin Cücük Ortağı, FETÖ'nün Arka Bahçesi, CHPPKK'nın Don Lastiği Güdük

AHMET ŞAFAK : Zamanın ruhu ve ülkücülük

Biz aykırı nesildendik: Çünkü bize fikir ustalarımız şöyle öğretmişlerdi: Toplumlar aynı zamanda

YILDIRAY ÇİÇEK : Yaşasın Türk devleti

HDP’li belediyelerin terör örgütü PKK dışında iradesi yoktur.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL