ALİ GÜLER : Yarışma sadece Türk sanatçılara açık

ali-guler--yarisma-sadece-turk-sanatcilara-acik

Anıtkabir’e sadece Atatürk’ün söylediği sözler yazılacaktır.
17 Kasım 2019 Pazar 20:50

 Sadece Türk sanatçıların katılabileceği bir yarışma açmaya karar verildi. Bir jüri kuruldu. Jüride yerli ve yabancı ünlü sanatçılar vardı. Anıtkabir heykel ve kabartma yarışması sanatçılarımız arasında büyük ilgi gördü. Bu yarışmada da yarışmaya gönderilen eserlerin kimlere ait olduğu belli değildi. Böylece jürinin tarafsızlığı sağlanmış oluyordu.

BU daraltılmış iki komisyon da çalışmalarını kısa bir zamanda bitirerek vardıkları sonuçları birer raporla üst kurula sundular. Genişletilmiş komisyon kabartma ve heykellerle ilgili komisyon raporunun ışığında, 1 Eylül 1951’de önemli kararlar aldı. Bu kararlara göre kulelere Milli Mücadele, cumhuriyetin kuruluş süreci ve çağdaşlaşma faaliyetlerini anlatan şu isimlerin verilmesi kararlaştırıldı: “Hürriyet, İstiklâl, Mehmetçik, Zafer, Müdafaa-i Hukuk, Cumhuriyet, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, İnkılâp.”

HEYKEL, KABARTMA YARIŞMASI VE SONUÇLARI

Konuları ve genel nitelikleri belli olan heykel ve kabartmaların istenilen özellikte nasıl gerçekleştirileceği hususları tartışılmaya başlandı. Bazıları bu heykel ve kabartmalar için Avrupalı sanatçılar arasında; bazıları da sadece Türk sanatçıları arasında bir yarışma açılmasını uygun buluyordu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Belling, “Anıtkabir heykel ve kabartmalarının konularının tamamen milli olduğunu, Türk tarihinden alınan bu konuları en içtenlikle, en iyi duyarak ancak Türk sanatçılarının dile getirip canlandırabileceklerini” savunuyordu. Bu tartışmaları ve görüşleri dikkate alan ilgililer, sadece Türk sanatçıların katılabileceği bir yarışma açmaya karar verdiler ve bunun şartnamesini hazırladılar. Bir jüri kuruldu. Jüride yerli ve yabancı ünlü sanatçılar vardı. Jüri başkanlığına Prof. Belling getirildi. Anıtkabir heykel ve kabartma yarışması sanatçılarımız arasında büyük ilgi gördü. Bu yarışmada da yarışmaya gönderilen eserlerin kimlere ait olduğu belli değildi. Böylece jürinin tarafsızlığı sağlanmış oluyordu. Yarışmaya gönderilen 200’e yakın eser birer birer gözden geçirildi. 26 Ocak 1952’de jüri üyelerinin gizli verdikleri notlara göre değerlendirildi. Buna göre;



Aslanlı Yol başındaki kadın ve erkek heykel gruplarının birinciliğini, Aslanlı Yol’daki aslan heykellerinin birinciliğini Hüseyin Özkan kazandı. Şeref Holü’ne çıkan merdivenlerin sağındaki kabartma kompozisyonu birinciliğini İlhan Koman kazandı. Şeref Holü’ne çıkan merdivenlerin solundaki kabartma kompozisyonu ile İstiklâl ve Hürriyet Kuleleri içindeki kabartmalar ve Mehmetçik Kulesi’nin dış yüzeyindeki kabartma kompozisyonu birinciliğini Zühdü Müridoğlu kazandı. Müdafaa-i Hukuk Kulesi iç yüzeyi ile Barış, Misak-ı Milli ve İnkılâp Kuleleri’nin dış yüzeylerindeki kabartmaların birinciliğini Nusret Suman kazandı.

23 Nisan Kulesi’nin iç yüzeyindeki kabartma kompozisyonu için birinciliğe layık eser bulunamadığından ikinci olan Hakkı Atamulu’nun eseri uygulanmıştır. Şeref Holü’ne çıkan merdivenlerdeki Hitabet Kürsüsü süslemesi ile Bayrak Direği’nin kaidesindeki sembolik kabartmanın birinciliğini Kenan Yontuç kazanmıştır. Heykellerin ve kabartmaların seçilmesinden sonra, bunların taşa uygulanması için Bakanlar Kurulu kararı ile 26 Ağustos 1952’de uluslararası bir ihale açıldı. İhaleyi İtalyanların M.A.R.M.İ (Marmi-Affini-Rivestimenti-Mosaici- İtaliani) firması kazandı. Bu arada Bazı kabartmaların birinciliğini kazanan Nusret Suman da M.A.R.M.İ. firmasının taşeronu oldu. Başlangıçta dar bir kadro ile çalışan firma, hükümetin bir an önce bitirilmesini istemesinden dolayı kendi ülkesinden de birçok usta getirterek işi hızlandırdı. Başarı ile bitirdi.

YAZILARIN SEÇİMİ VE UYGULANMASI

Prof. A. Afet İnan, Prof. Dr. Enver Ziya Karal, Öğretmen Kamil Su, Öğretmen Faik Reşit Unat ve Öğretmen Enver Behnan Şapolyo’dan oluşan yazıların seçimini yapacak alt komisyon 14-17 ve 24 Aralık 1951’de ve 7 Ocak 1952’de toplandı. Komisyon yaptığı toplantılarda şu kararları aldı:

“1. Anıtkabir’e sadece Atatürk’ün söylediği sözler yazılacaktır.
2. Şeref Holü’ne girişin sağ ve soluna yazılacak yazılar birinci raporda tespit edildiğinden, yalnız kulelere yazılacak yazılar kule isimleri ile uyumlu olarak seçilecektir.
3. Özlü sözler, Söylev ve Demeçler’in birinci ve ikinci cildinden, Büyük Nutuk’un birinci ve ikinci ciltleri ile Herbert Melzig’in Kemal Atatürk adlı kitabından seçilecektir.”

Kulelere yazılacak yazıların, kısmen kabartma ve kısmen oyulmuş olarak taşa yontulması işi için 17 Temmuz 1953 tarihinde Bayındırlık Bakanlığında ihale açılmıştır. İhaleyi Prof. Dr. Emin Barın kazanmış ve yazılarda kendisinin belirlediği şablon kullanılmıştır. Kulelerde ve Şeref Holü girişinde yer alan yazıların üzeri altın varak ile kaplanmıştır. Altın varak işini Sabri İrteş isimli usta yapmıştır. Kule içlerine yazılan yazılardan; Müdafaa-i Hukuk, Misak-ı Milli, Barış ve 23 Nisan Kulelerindeki yazılar mermer panolar üzerine hak edilmiştir. Diğer kulelerin içindeki yazılar ise traverten üzerine oyularak yazılmıştır.

MOZAİK SÜSLEMELER

Anıtkabir’de birçok yerde mozaik süslemeler bulunmaktadır. Şeref Holü’ne giriş bölümünün tavanında, Şeref Holü tavanında ve yan galerileri örten çapraz tonozların yüzeyinde mozaik süslemeler yer almaktadır. Ayrıca, sekizgen mezar odasında ve kulelerdeki pencerelerin üst kısımlarındaki kemer aynalıklarında ve Mehmetçik Kulesi’ndeki pencerelerin iç kemer aynalıklarında da mozaik süsleme yer alır. İstiklâl, Hürriyet ve Zafer Kulelerinin içlerinde traverten taşların birleşme bölümlerinde yere paralel 14 sıra halinde ve pencere çerçevelerinin kenarları tek sıra turkuaz renkte çini bordürlerle çevrelenmiştir. O döneme kadar Türkiye’de mozaik süsleme uygulaması yapılmadığı için, Bayındırlık Bakanlığı Anıtkabir mozaik işlerinin yapılması noktasında bir araştırmaya girişti. Birçok Avrupa ülkesinden çeşitli firmalar bu işi yaptıklarını kanıtlayan belgeleri gönderdiler. Tekliflerini verdiler. Bu teklifler incelendikten sonra, Anıtkabir’deki heykel ve kabartma işlerini de yapan Milano’daki İtalyan M.A.R.M.İ. firmasının teklifi uygun bulundu. Şeref Holü tavanı “15 ve 16. yüzyıl halı ve kilimleri”nden alınmış motiflerle süslüdür. Bu motiflerin seçimi için İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndeki kilim ve halılar üzerinde uzun incelemeler yapıldı. Mimarlar, Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Orhan Arda tarafından uygun motifler seçilerek, bu motiflerin onbir tanesi birleştirilmek suretiyle bir kompozisyon oluşturuldu. M.A.R.M.İ. firması, sekiz kişiden oluşan mozaik ustaları (sonra onikiye çıktı) ile 22 Temmuz 1952’de Anıtkabir mozaik işine başladı. Firma, 14 Ekim 1953 tarihine kadar toplam 880.62 metrekarelik bir alanın mozaik kaplama işini bitirdi. Sonradan İtalya’dan ilave olarak getirilen 4 usta da toplam 763.17 metrekarelik bir alanı bir ayda tezyin ettiler. Sonuçta, Anıtkabir mozaik süsleme işleri 9 Kasım 1953 tarihine kadar hızlı bir çalışma ile sürmüş ve bu süreç içinde toplam 1.643.79 metrekarelik alan mozaik ile kaplanmıştır.

FRESK SÜSLEMELER

Anıtkabir’de mozoleyi çevreleyen kolonların tavanlarında ve Anıtkabir yan binalarının önünde bulunan revakların tavanlarında ve kulelerin piramidal tavanlarında fresk tekniğinde süslemeler yapılmıştır. Ayrıca Cumhuriyet ve İnkılâp Kuleleri’ndeki kapıların hatıl yüzeylerinde de aynı teknikle süslemeler uygulanmıştır. Fresk süslemelerin tamamında “15. ve 16. yüzyıl Türk kilim motifleri”nden örnekler yer almaktadır. 10 kulenin piramidal tavanlarında uygulanan motifler birbirinden farklıdır.İnkılâp, Misak-ı Milli, Cumhuriyet, Müdafaa-i Hukuk, Mehmetçik, Zafer, 23 Nisan ve Barış Kulelerini bağlayan kolonların tavanlarındaki kasetler içinde yer alan kilim motiflerinin göbeğinde, birbirinden ayrı sitilize “koç boynuzları” vardır. Bu boynuzların arasında dikdörtgen bir bölüm bulunmaktadır. Bu motif, her kule arası kolonlarda 11 defa tekrarlanmıştır. Zafer ve Barış Kuleleri arasındaki revak tavanlarında, yine kasetler içinde stilize edilmiş iki “koç boynuzu” bu defa birleşmiş olarak uygulanmıştır. Bu motif 25 defa tekrarlanmıştır. Kasetlerin bordürlerinde de stilize “koç boynuzları” yer almaktadır. Böylece Tören Alanı’nı çevreleyen kolonların tavanlarında toplam 69 adet “kilim motifi” vardır. Mozole kısmını çevreleyen kolonların tavanlarında, kısa kenarlarda yedişerden on dört; uzun kenarlarda onüçerden yirmi altı olmak üzere toplam “kırk” adet “kilim motifi” kasetler içerisinde uygulanmıştır. Bu motiflerde açık gri, kiremit ve sarı renkler kullanılmıştır. Anıtkabir’deki fresk süsleme işleri 27 Mart 1953’te ihaleye çıkarıldı. İhaleyi dekoratör Tarık Levendoğlu, 25 Eylül 1953 tarihinde bitirmek üzere 82.153 TL bedelle aldı. Bu sanatçı ile 11 Nisan 1953’te bir sözleşme yapıldı ve tavan süsleme işlerine 30 Nisan 1953’te başlandı. 1 Temmuz 1953 tarihine kadar yan binaların ve revak kısmı tavanlarının; 5 Ağustos 1953 tarihine kadar Şeref Holü kolonlarının yarısının fresk süslemeleri tamamlandı. Kuru fresk tekniğinde yapılan süslemelerde mat ve solmaz boya kullanılmış, motifler “Pelikart Tempera” boya ile yapılmıştır.

ANITKABİR’İN MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE TARTIŞMALAR

Anıtkabir’in mimari yapısı ile ilgili olarak inşaatın bitiminden günümüze çeşitli tartışmalar yapılagelmiştir. Bunlar arasında daha çok “Anıtkabir’in ‘Yunan’ eserlerini andırdığı”, “milli mimari özelliklerinden uzak olduğu” şeklindeki iddialar veya değerlendirmeler öne çıkmaktadır. Bu iddialar şüphesiz bazı şekli algılardan kaynaklanmaktadır. Öncelikle iddia sahiplerinin dönemin mimari özelliklerini, iç ve dış siyasi-askeri olaylarını, eğitim ve kültür politikalarının mimari anlayışa olan etkilerini dikkate almadan bu eleştirileri yaptıkları görülmektedir. İkinci olarak, mimarların projeyle ilgili olarak dayandıkları “felsefe” ve eserde yer alan milli-tarihi unsurların görmezden gelinmesi (veya bilinmemesi) de söz konusudur. Şimdi bunları kısaca değerlendirelim.

TÜRK MİMARLIĞI VE ANITKABİR

1940-1950 yılları arası, Türk mimarlığında “İkinci Ulusal Mimarlık Dönemi” olarak anılmaktadır. Bu tarihsel kesit içinde meydana gelen iç ve dış olayların mimarlık anlayışı ve uygulamalarını da etkilediği görülmektedir. Bu olaylar içinde 1938’de Atatürk’ün ölümü ve 1939’da İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması sayılabilir. Şüphesiz, dönemin “Türk kimliğini koruyarak çağdaşlaşma” ve “Anadolu’da doğmuş ve yaşamış bütün medeniyetlere sahip çıkma” şeklinde özetlenebilecek olan kültür ve eğitim politikaları da mimari anlayışı etkilemiştir.

ALİ GÜLER

Haberin etiketleri:

ALİ, GÜLER


Haber okunma sayısı: 107

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

TEVFİK BALA : SELAM OLSUN...

Ümmetin çocukları; “gargat” ağacı altlarında büyüyen “çan” çocukları değil, çınar ağaçları

ORHAN KARATAŞ : Herkesin alacağı dersler var

Sayın Devlet Bahçeli yaptığımız röportajda, Türkiye’nin her meselesi için, çok net açıklamalarda bulundu.

YILDIRAY ÇİÇEK : Yargıda çete, sahte senet, kaset şantajı, tehdit, sapıkla arkadaşlık!

Mansur Yavaş “Üçkâğıtçı, dolandırıcı, şizofren, çocuk pornocusu” dediği kişiye “Elimde kasetin

ALİ GÜLER : MHP’nin aile, kadın ve engelli duyarlılığı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ya; ‘Şuna inanmak gerekir ki; dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının

ELNUR PAŞA : Bir şiir, bir kitap ve Garibe Adam

Elçibey, edebi yazılar müellifi bir şairdir.

MİNE GÜLER : Bir öğretmen işini aşkla yaparsa, bir memleket kurtulur

Bir öğretmen işini aşkla yaparsa, bir memleket kurtulur…

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL