BAHÇELİ : Müslüman Müslümana düşman edilmektedir.

bahceli--musluman-muslumana-dusman-edilmektedir

Asıl hesap, asıl hedef Türkiye’dir, Türk milletidir, Türk vatanıdır.
08 Ağustos 2019 Perşembe 22:01

 Gerek içinde yaşadığımız bölge, gerekse de bölgemizin eklemlendiği küresel zemin ve sınır hatları uzun süreden beri kaynamaktadır.

İnsanlık derin bir huzursuzluk sarmalındadır.

Bilhassa Türk ve İslam coğrafyaları sistematik ve süreklilik içeren yoğun operasyon sağanağındadır.

Mübarek Kurban Bayramı’na çok az bir süre kala geniş ve muhtevalı bir muhasebe yapmak, sorun ve kriz alanlarına projeksiyon tutmak bizim açımızdan ertelenemez bir zorunluluktur.

İdeolojik yakıtı Neo-Liberalizm ve bundan mülhem kara kapitalizm olan küresel emperyalizm doymak bilmeyen iştahıyla, dur durak bilmeyen arzularıyla zulüm saçmaya, kaos aşılamaya devam etmektedir.



Mazlum toplumların menzil ve mevzi kaybı tehlikeli boyutlardadır.

Paylaşım ve bölüşüm kavgaları, güç ve egemenlik kutuplaşmaları sertleşmiş, adeta seriye bağlanmış durumdadır.

Karşımızdaki dünya tablosu alarm verici düzeydedir.

Küresel adalet yoğun bakımda, küresel hoşgörü ameliyat masasında, karşılıklı saygı, işbirliği ve diyalog çıkmaz sokaktadır.

Neresinden bakarsanız bakınız insani ve vicdani değerler komadadır.

Bu mülahaza ve müşahedelerim bir vehmin mahsulü değildir.

Sayıca ağırlığı İslam coğrafyalarında bulunan milyarlarca insan sömürü çarkındadır, şiddet ve dehşet çemberindedir.

Biraz hak, biraz demokrasi, biraz özgürlük hedef ve talebinde olan masum ve mazlumların karşında; daha çok petrol, daha çok gaz, daha çok servet, daha çok şöhret, daha fazla kuvvet peşinde koşan emperyalist ülkelerin açık cephe açmaları insani felaketlerin yegâne sebeplerinden birisidir.

Bir diğeri, belki de en müessir sebebi inanç temellidir.

Bugün küresel çatışma haritasına bakıldığında kriz ve gerilimlerin ana arterinde özellikle Türk ve İslam coğrafyalarının bulunduğu çok net bir şekilde görülebilecektir.

Kışkırtılan iç savaşların, kamçılanan etnik ve mezhebi anlaşmazlıkların, terör saldırılarının, tırmanan asimetrik cepheleşmelerin, yaygınlaşan ekonomik ve siyasi kumpasların kaynağında Türk ve İslam’a duyulan husumet yer almaktadır.

Müslümanların oluk oluk kanı dökülmektedir.

Müslüman Müslümana düşman edilmektedir.

Emperyalizm toplumsal mühendislikle, istihbarat oyunlarıyla, örtülü operasyonlarla, hatta doğrudan askeri güç kullanarak özellikle Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar müdahale etmediği alan bırakmamıştır.

 

Bunun yanısıra Asya-Pasifik, Orta Asya, Güney Asya, Okyanusya ve Sahraaltı Afrika kanlı ve zalim emellerin sinsi ve stratejik planlarının içine çoktan dâhil edilmiştir.

Bunlar oluyorken asıl hesap, asıl hedef Türkiye’dir, Türk milletidir, Türk vatanıdır.

Bu ibret verici gerçeği görmek, buna dikkat etmek nitekim beka düzeyinde önemli ve önceliklidir.

Dışişleri Bakanı’nın açıkladığı “Yeniden Asya Açılımı”nı önemsemekle birlikte, coğrafyamızı stratejik güce dönüştürüp bir ayağımızla doğuya diğeriyle batıya tutunmak Türkiye’yi kafeslemek isteyen muhasım odaklara en kalıcı cevap ve mesaj olacaktır.

Türkiye eksen siyasetine dümen kırmak yerine erdemli, milli, tarihi müktesebata ve başkent Ankara vizyonuna müzahir, aynı zamanda Anadolu coğrafyasının bin yıllık jeopolitiğine bağlı aktif ve ön alıcı politikalarla kuşatmayı etkisiz hale getirecektir.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyayı tarih şuuru ile okuyup yorumladığımızda geçmişten bugüne kökleşip büyüyen düşmanlık salgınının tesir ve tevzi sahalarını anlamlı şekilde analiz etmemiz de mümkündür.

Dikkatlerinizi çekmek isterim ki, mütecaviz niyet ve gelişmelerin özünde Türk ve İslam değerlerine yönelik hınç, hırs, öfke ve nefret yatmaktadır.

Bu çerçevede medeniyetler ve dinler arasında dokuz asırdır süren, yani ilk Haçlı seferinden bugüne kadar dinmek bilmeyen bir hesaplaşma ve boğuşma aleni şekilde varlığını göstermektedir.

Dünya üzerinde düşük veya yüksek yoğunluklu silahlı çatışma, sınırlı savaş, şiddet içeren veya içermeyen kriz, anlaşmazlık yaşanan ülke ve bölgelerin hemen hemen tamamı Türk ve İslam coğrafyasıyla bağlantısı vardır.

Bize göre bu tesadüfi olamaz, olmayacaktır.

Şu anda dünya üzerinde 52 ayrı ülke ve bölgede kriz ve çatışmalar devam etmektedir.

Bunların 34’ünde dönem dönem alevlenen silahlı çatışmalar yaşanmaktadır.

Mesela Cezayir’den Yemen’e, Sudan’dan Irak’a, Kamerun’dan Demokratik Kongo’ya, Somali’den Afganistan’a, Libya’dan Mali’ye, Filipinler’den Myanmar’a, Mısır’dan Suriye’ye, Etiyopya’dan Çad’a, Hindistan’dan Pakistan’a varıncaya kadar pek çok ülke çalkantılı ve krizlerle meşguldür.

57 İslam ülkesi derecesi farklılaşan iç ve dış sarsıntılara maruzdur.

Bu ülkelerin yoksulluk, yolsuzluk, hukuksuzluk, gelir dağılımı adaletsizliği, etnik ve mezhep gerginliği, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ortak özellikleridir.

Pek çoğunda var olan yer altı zenginlikler yer üstündeki sefalet ve felaketleri örtmeye yetmemiştir.

İsraf diz boyu, açgözlülük, gemlenemeyen nefis, kontrolsüz tamahkârlık korkunç boyutlardadır.

Bir avuç kaymak tabaka ne var ne yok yiyip yutmaktadır.

Yüz milyonlarca insanın kursağından bir lokma ekmek, bir yudum su güç bela geçerken, sırtını emperyalizme dayamış, geleceğini zalimlerin elinde görmüş küçük ve ayrıcalıklı bir grup fildişi kulelerinde haram sefası sürmektedir.

Bu çarpıklıkların hiçbirisinin İslam’da yeri yoktur.

Maalesef yüce dinimiz İslam hem içten hem de dıştan saldırı altındadır.

Müslüman nüfusun artışından korkan çürük Haçlı kafası bunun önüne geçmek maksadıyla bir yandan İslam’ın içten içe sorgulanmasını diğer yandan da dışarıdan farklı yöntemlerle tahribini, inanç ve etki alanının daralmasını projelendirmektedir.

Kapanmamış, kapatılmamış hesaplar her fırsatta görülmek üzere tedavüle sokulmaktadır.

Türkiye’nin İslam ülkelerinin lideri seviyesine çıkma ve sıçrama potansiyeli ise her seferinde engellenmekte, ülkemizin önü iç ve dış blokajlarla kesilmektedir.

İslam toplumlarının adalet, huzur ve istikrar içinde nasıl yaşadığı, bunun tarihin hangi dönemlerinde ortaya çıktığı aklı, vicdanı ve basireti olan her insanın malumudur.

Korkulan tarihin tekerrürüdür.

Bu amaçla da Türkiye durdurulmak istenmektedir.

Bazı düşünce kuruluşlarıyla araştırma gruplarının, gelecek yıllarda Müslüman nüfusun artacağı yönündeki tespit ve değerlendirmeleri küresel güç merkezlerini ürkütmüş, bu nedenle de terörle, iç kargaşayla, karanlık hesaplarla, zalim komplolarla kaçınılmaz bu tarihi gerçeğin baltalanması amaçlanmıştır.

1968’de kurulan Roma Kulübü bu amaca gizli veya açık hizmet için faaliyet göstermiştir.

 

Roma Kulübü yeni dünya düzenini baz ve esas alarak Hıristiyan-Budizm karması bir dünya dininin hakim olması için çalışmalar, propagandalar, toplantılar, gizli operasyonlar yapmıştır.

FETÖ’cü alçakların baş aktör olduğu dinler arası diyalog tuzağı bu kapsamda kurgulanmıştır.

Hedef, dinler arası hoşgörü ve diyalog maskesiyle İslam’ı geriletmek, Müslüman sayısının artışını frenlemek, dünya üzerinde tek devlet-tek din gayesini hayata geçirmektir.

Özellikle Roma Kulübü’nün 1972’de yayımlanan bir raporunda 2020’de Müslüman nüfusun Hristiyan nüfusun önüne geçeceğini vurgulaması bugünkü kaos ve krizlerin gizli bahanesini de deşifre etmektedir.

Bir başka çalışmada da, 2070 yılında, Müslüman nüfusun 2 milyar 920 milyona ulaşarak Hristiyan nüfusu geçeceği açıklanmıştır.

Ortadoğu’ya yapılan zalim markaj ve müdahalelerin nedenlerini uzaklarda aramaya gerek yoktur.

Yüzyılın Anlaşması kılıfıyla Filistin’i Siyonizm’e yem etmek isteyen, bu itibarla işbirlikçi emirleri, prensleri, kralları Camp David’e çağıran, aynı zamanda Evanjelistlerin ümidi olan ABD Başkanı’nın nereye varmak istediği az çok bellidir.

1967 sınırlarına bağlı kalarak başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız ve egemen bir Filistin devleti hem tarihin hem de inanç ve insanlık vicdanının kaçınılmaz bir mecburiyetidir.

Hükümet kurulamamasından kaynaklanan bunalımdan dolayı 17 Eylül’de tekrar yapılacak İsrail seçimleri öncesi, bu mecburiyetin bir mahkûmiyete, karanlık bir esarete dönüşmesi için zalimler el birliği, güç birliği içindedir.

İslam’ın her değerine cephe alan emperyalist ülkeler Türkiye’nin bölgede sözünün geçmemesi amacıyla her yol ve kirli yönteme başvurmaktadır.

İslam coğrafyası kontrollü ve yönetilebilir istikrarsızlıklara hapsedilmiştir.

Nüfusunun yüzde 90’nı Müslüman olan Keşmir’de 1947’den itibaren var olan sıcak çatışmaların kimlerin mirası olduğu da bilinmektedir.

Keşmir üzerine kumar oynayanların niyetleri aşikârdır.

Hindistan Anayasası’nın Jammu-Keşmir Eyaletine özel statü tanıyan 370’inci maddesinin 5 Ağustos 2019’da ilga edilmesiyle Keşmir yarası bir kez daha kanamıştır.

Pakistan ile Hindistan bugüne kadar 3 defa savaşmalarına rağmen sonuç alamamışlar, bu defa da dördüncü kez tekrar karşı karşıya gelmişlerdir.

İki ülkedeki nükleer silah kapasitesi dikkate alındığında Keşmir’in, ilave olarak bölgenin nasıl büyük bir uçurumun kenarında olduğu net olarak anlaşılacaktır.

Keşmir’de oyun kuranlar Kerkük’te kıyım, Kıbrıs’ta yıkım peşindedir.

Ayrıca İran’ın, ABD ve Birleşik Krallıkla derinleşen bir krizin içinde olduğu ortadadır.

Yaptırımlar, ambargolar, Cebelitarık Boğazı ile Hürmüz Boğazı çerçevesinde nükseden sorunlar günbegün artış göstermektedir.

Suriye’de masumlara kast edilmektedir.

İdlib mayın tarlası gibidir. Nerede ve ne zaman infilak edeceği meçhuldür.

Mısır’da sokakta bomba yüklü araçlar patlamaktadır.

Sina Yarımadası diken üstündedir.

Irak, Libya, Cezayir karmakarışıktır.

Yemen’de gündem silahtır, kurşundur, savaştır, akan kan ve gözyaşlarıdır.

Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirliği uydulaşmış, emperyalist projelerin temin ve taşeronluğuna soyunmuşlardır.

Kısacası çevremiz zifiri karanlıktır.

Ve de Türkiye’ye Irak ve Suriye’nin kuzeyiyle birlikte Fırat’ın doğusundan meydan okunmaktadır.

Ülkemizi terörizmle susturacaklarını zanneden gafil ve alçaklar elbette tarihi bir yanlışın içine düştüklerini çok yakında anlamak durumunda kalacaklardır.

Bunun bedelini ise eninde sonunda ağır şekilde ödeyeceklerdir.

Terör örgütleri, ekonomik baskılar, yaptırım tehditleri, siyasi oyunlar, diplomatik şantajlar, darbe girişimleri Türk milletini haklı davasından geri döndüremeyecektir.

İslam coğrafyasına düzenlenen yeni nesil haçlı akınları püskürtülmezse gelecek karanlığa havale edilecektir.

Mukavemetiyle bunun önündeki en müteyakkız güç Türk milletidir.

 

Çünkü Türk milleti mazlumların umut ışığı, İslam’ın umut sancağı, Türklüğün adalet ve hakkaniyet ufkudur.

Türkiye bölgesinde parlayan yıldız, uyanmış devdir.

Küresel ve bölgesel senaryo yazanların karşısında 82 milyon tek kale, tek bilek, tek yürektir.

Korkularından veya işbirlikçi olduklarından dilleri boğazlarına akanlar için kudretimizin yok sayılması boşuna bir gayrettir.

Türkiye terörü hem içinden hem de mücavir bölgelerden söküp atmaya muktedirdir.

Asırların içinden süzülüp bugünlere ulaşan Türk devlet aklı, Türk yönetim anlayışı aradığımız ilham ve iradeyi fazlasıyla işaret etmektedir.

Teröristlerin yanında kim duruyorsa Türkiye’nin karşısındadır.

Terör örgütlerine kimler yardım ve yataklık yapıyorsa Türkiye’nin azmi ve azametiyle Allah’ın izniyle her seviyede tanışacaklardır.


MHP GENEL BAŞKANI

DEVLET BAHÇELİ


MANAS HABER

Haberin etiketleri:

DEVLET, BAHÇELİ


Haber okunma sayısı: 184

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

RAUF AYDEMİR : TÜRKİYE’YE UZANAN TÜNELLERDE BUNLARI UYANDIRMADI

Ekrem İmamoğlu na Tunç Soyer e Sezgin Tanrıkulu na Canan Kaftancıoğlu na Yaşar Okuyan a ...

LEYLA DÜZEL : SURİYE

BARIŞ PINARI HAREKÂTI ...

LEYLA DÜZEL : HIYANET CEPHESİ

7 Türk Devleti, 350 milyonluk nüfusla beraberiz

YILDIRAY ÇİÇEK : Edepliydi, heybetliydi, yiğitti, bilgiliydi...

“Ne yardan geçilir, ne serden; Korkuyorum bu gecelerden. Bel bağladığım tepelerden Gün doğmayabilir bir

ORHAN KARATAŞ : Bu yolun dönüşü yok

Karşımızda ABD gibi güvenilmez, emperyal hedeflerinden hiçbir zaman vazgeçmeyen bir ülke, Trump gibi akıl

ALİ GÜLER : Şerefsizce yaşamaktansa şerefli ölüm iyidir!

1919 yılının 15 Mayıs’ı, Yunan ordusu İzmir’i işgal etmişti. Albay Fethi Bey, işine gitmek için

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL