BAHÇELİ : Milletin sözünün üstüne söz söylemek imkânsızdır.

bahceli--milletin-sozunun-ustune-soz-soylemek-imknsizdir

YSK’nın söz konusu kararına elbette tartışmasız saygı duyuyoruz, herkesten aynı tavır ve ahlaki tutarlılığı bekliyoruz.
08 Mayıs 2019 Çarşamba 12:32

 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin hem kampanya dönemi münasebetiyle, hem de sandık sonuçlarının neden olduğu hukuki münakaşalar vesilesiyle uzun bir süre grup toplantılarımıza ara vermek durumunda kalmıştık.

Çok şükür bugün yeniden bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Türkiye zorlu bir seçim sürecinden çıkmıştır.

Seçim sonuçları ilgili değerlendirmelerimizi farklı zeminlerde yaptık, görüşlerimizi açıkladık.



31 Mart’ta milletimizin sandık yoluyla verdiği mesajları titizlikle analiz edip yorumladık.

Bir kez daha söylemek isterim ki, 31 Mart’ın kazananı açık ara farkla Cumhur İttifakı’dır.

Milli uzlaşmanın adresi, milli kucaklaşmanın adı Cumhur İttifakı olmuştur.

Bu gerçeğin inkar ve ihlali mümkün değildir.

Milliyetçi Hareket Partisi saygıya, takdire, tebrike layık müstesna bir başarıya imza atmıştır.

Bize göre 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri düğümü çözmüş, hükmü vermiştir.

Milletin sözünün üstüne söz söylemek imkânsızdır.

31 Mart’tan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlenerek çıkmış, Cumhur İttifakı ülke bazında siyasi ve stratejik hedeflerine ulaşmıştır.

Türk milleti iradesini göstermiş, kararını vermiş, konuyu kapatmıştır.

Kaldı ki görüş ve kanaatimiz de bu yöndedir.

Buna hürmet etmek asıldır, önemlidir.

Ancak 31 Mart’tan hemen sonra iki boyutlu sıcak tartışma konusu derhal tezahür etmiş, siyasi gündemin seyir ve istikametini doğrudan etkilemiştir.

Bu tartışmaların birinci boyutunda İstanbul seçimlerinin akıbeti bulunurken, diğerinde de Cumhur İttifakı’yla ilgili spekülasyonlar yer almıştır.

6 Mayıs 2019 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu İstanbul seçimleri ile ilgili haklı ve meşru itirazları görüşmüş, adaletli bir kararla milletimizin yüreğine su serpmiştir.

Bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimlerinde oluşan “Seçim sonucuna ve dürüstlüğüne müessir olaylar ve haller” nedeniyle 31 Mart’ta yapılan seçimin iptaline ve 23 Haziran’da da yenilenmesine karar verilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu oy çokluğuyla hakkın, halkın ve hukukun tercümanı olmuştur.

Bu çerçevede İstanbul seçimleri üzerinde yapılan tartışmalara son verilmiştir.

YSK’nın söz konusu kararına elbette tartışmasız saygı duyuyoruz, herkesten aynı tavır ve ahlaki tutarlılığı bekliyoruz.

YSK’nın vermiş olduğu kararı alenen karalamak, çarpıtmak, darbe olduğunu söylemek, kurul üyelerine çete üyesi, hukuk cinayeti işlediler gibi itham ve iftiralarda bulunmak kirli bir ağızdır, yanlı bir bakıştır, yanlış bir değerlendirmedir, sakat bir zihniyetin sızlanmasıdır.

İstanbul seçimleriyle ilgili diğer kanaatlerimi seslendirmeden evvel Cumhur İttifakı’na yönelik sistemli, planlı ve bir amaca matuf tezgah ve tuzaklarla ilgili söyleyeceklerim vardır ve özet olarak şunlardan ibarettir:

31 Mart’tan sonra Cumhur İttifakı’nın bulanmasını, budanmasını, karışmasını, hatta kopmasını arzulayan müfsit ve münafık çevrelere adeta cesaret gelmiştir.

Görülen odur ki, zillet cephesine figüranlık yapanlar beklenen tepkilerini  peş peşe vermişlerdir.

Sanki saklandıkları deliklerine çomak sokulmuş, sanki can havliyle dışarı fırlamışlar, ardından da fitne oklarını fırlatmaya başlamışlardır.

Bunlar mayalarına ve mizaçlarına uygun olanı yapmışlardır.

Aslında bu kimliksizlere çok görmüyoruz.

İçtikleri süt neyse onun gereğini yapmışlardır.

Şunu itiraf etmeliyim ki, bunları çok da ciddiye almıyoruz, ama böyle olunca da azıtıyorlar, şımarıyorlar, sırtı kaşınan keçiler gibi oraya buraya sürtünmeye, sağa sola bulaşmaya başlıyorlar.

Bu nedenle zaman zaman bunların gevşeyen vidalarını sıkmak, bozulan ayarlarını yapmak, anladıkları dilden konuşmak mecburiyet halini alıyor.

Ne yapalım, biz de üstümüze düşen görevi seve seve yapıyoruz.

Zannederseniz ortada büyük bir sorun var da gizleniyor, üzeri örtülüyor.

Zannederseniz Cumhur İttifakı tutmamış, sandıkta istediği sonuca ulaşamamış.

Meğerse ne kadar da Cumhur İttifakı nedeniyle kuyruk acısı çeken varmış, ne çok müptezelin karın ağrısı bulunuyormuş.

Televizyonları açın, balık istifine dönen, peşin satanlar gibi koltuklarına kurulmuş zavallı uzman yorumcuları görürsünüz.

Bunlar çoğunlukla kazı koz anlarlar.

Bal alacakları çiçeği bilirler, ama kanatları olmadığından bir türlü uçamazlar.

Şahinlik taslayıp sinek avına çıkarlar, zaman olur, kedinin boynuna ciğer asıp yoruma başlarlar.

Kağnı gölgesinde yürürler, kendi gölgesi sanırlar.

Bilmeden çok şey söylerler, ama boş söylerler, kem söylerler, yalan söylerler.

Bunların hepsini tanıyorsunuz, hepsini biliyor ve izliyorsunuz.

Sosyal medyayı kurcalayın, gazete sayfalarını karıştırın, bir köşede kalemini nifaka, mürekkebini mühimmata, klavyesini dinamite çevirmiş sivri akıllı milliyetsizleri mutlaka görürsünüz.

 

Atarlar, tutarlar, salladıkça ahlaken sallanırlar; ne var ki, anlama özürlüsü olduklarını saklayamazlar, cahil cüretkarlıklarını gizleyemezler.

Bunlar, günlerce utanmadan, sıkılmadan, ar damarları çatlamışçasına MHP ile AK Parti arasında bir sorun varmış gibi yazıp çizdiler.

İttifakın AK Parti’ye yaramadığını, MHP’nin AK Parti’nin altını oyduğunu hayasızca iddia ettiler, ahlaksızca ileri sürdüler.

Durmadılar, Cumhur İttifakı bitti bitiyor yaygarası kopardılar.

MHP’nin oy oranı yüze 18,81 ise AK Parti’nin de yüzde 35’tir dediler.

Halbuki, il genel meclis seçiminde MHP’nin oyu yüzde 18,81; AK Parti’nin ise yüzde 41,61’dir ve iki partinin toplam oyu yüzde 60,42 düzeyindedir.

Bu yalın gerçeği görmediler, göremediler, bir bakıma çılgına döndüler.

31 Mart’ta partilerin dün ile bugün arasındaki oy oranları arasında yapılacak en sağlık mukayesenin, nitekim gerçek temsil güçlerinin il genel meclis seçiminden almış oldukları sonuçlar olacağına akıl erdiremeyenler çürük ipte cambazlık yapmaya özenen gafillerdir.

Bir ara “Kum torbası değilim” çıkışıyla rest çeken, sonra da Cumhur İttifakı’nı kast ederek “Mezara kadar sözünü en azından pazartesiye kadar değiştirmek lazım” diye çıkıntılık yapan zat bunlardan birisidir.

Gıybet borsası kuruldu, dedikodu hissesi tavan yaptı.

Bu sefiller, fitneye kucak açıp, fazilete sırt döndüler.

Karanlığa saklanıp aydınlığı taşa tuttular.

Maske takıp melaneti tırmandırdılar, zemzem diye zehri sundular.

Bu çevreler verimsiz toprak gibidir; ne ekseniz çürütürler, ne verseniz yutarlar.

Gelişmeler karşısında 1 Mayıs 2019 tarihinde yazılı basın açıklaması yaparak durduğumuz yeri, sahip olduğumuz düşünceleri, Cumhur İttifakı’na bakışımızı çok net şekilde kamuoyuyla paylaştım.

Müfteriler hayal kırıklığına uğradılar.

Yüzleri düştü, umutları söndü.

Fitneciler mahv-ı perişan oldular.

29 Nisan 2019’da bir açıklama yaparak Cumhur İttifakı’nı bozacağımızı diline dolayan sahtekârlar, malum düzenbazlar şoka uğradılar, ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini şaşırdılar.

Bilmeyen varsa yeniden söyleyeyim, Cumhur İttifakı Türk milletinin ta kendisidir, ruh kökünün mümtaz bir tecellisidir.

Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti’nin istikbal meşalesi, istiklal nişanesidir.

Bu meşaleyi söndürmeye, bu nişaneyi imhaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Cumhur İttifakı siyasi ahlakın simgesi, milli duruşun sinerjisi, 82 milyon Türk vatandaşının kaynaşma ve kucaklaşma siperidir.

Cumhur İttifakı’nın bozulmasını dileyen, bunu bekleyen, bunun için faaliyet halinde olan kim varsa, herkes bilsin ki, karanlık ve kuytu köşelerde barınan, bir vesileyle tutunacak dal arayan devşirilmiş namertlerdir.

Bunlara şerefiniz kadar konuşun desek, emin olun ki, ömürleri boyunca tek kelime edemezler, etmeye takatleri yetmez.

Biliyor ve inanıyoruz ki, fitne-fesada bürünmüş insanlar iblisin yeryüzü suretleridir.

Cumhur İttifakı’nın muhkem ve muteber sireti, bu iblis suretlerini her aşamada göğüslemeye, her seviyede karşılamaya irade kuvvetiyle vardır, sonuna kadar da hazırdır.

Cumhur İttifakı’nın çözülmesini umanlar, Türkiye’yi çöküşe sürüklemek isteyen odaklardır.

Bunlar bazen gazeteci kılığıyla karşımıza çıkarlar.

Bazen eski siyasetçi kisvesiyle hareket edip gevezelik yaparlar.

Bazen de aydın edasıyla afra tavra satarlar.

Ama hepsi koftur, hepsi kinlidir, hepsi klinik vakadır, alayı birden kifayetsiz muhteristir.

Zillet İttifakı’na en ufak itiraz etmezler, hatta açık ya da gizli tetikçiliğini yaparlar.

Cumhurdan hazzetmezler, hasetlerinden heder olup giderler.

PKK’dan, FETÖ’den, emperyalist komplo ve kuşatmadan rahatsız olmazlar, bilakis karambolden ne kopartırız, muhtemel kaostan ne kazanırız hevesiyle gerçek yüzlerini gösterirler.

Mensubiyetleri hasarlı, vicdanları arızalıdır.

Cumhur İttifakı üzerinde yapılan kirli yorumların alayı yalandır, aldatmadır.

Cumhur İttifakı bugün dünden daha güçlüdür.

Biz siyasi çetele tutmadık.

Biz siyasi hesap yapmadık.

Üç belediye eksikmiş, beş belediye fazlaymış demedik.

İkbal kaygısına düşmedik, istikbalimizi ihmal etmedik.

Siyasi çıkar gayesiyle ittifakımızın çatısını örmedik.

Mert olduk, adam gibi tavır aldık, dik durduk, milli bekamızın etrafında çelikten irademizle birleştik, bütünleştik.

AK Parti’yle ittifakımız birilerini niye rahatsız ediyor?

Cumhur İttifakı’nın varlığı birilerini neden ürkütüyor?

Bunların diline bakarsanız ballı şeker, kalpleri ise zehirli şekavet.

Cumhur İttifakı’ndan PKK memnuniyetsiz,  FETÖ huzursuz.

CHP dünden hazımsız, İP deseniz o hepten kopuk ve keyifsiz.

Cumhur İttifakı dediniz mi HDP’yi hafakanlar basar, Türk ve Türkiye düşmanlarının şaftı kayar.

Çünkü Cumhur İttifakı Türkiye’nin yeni bir Çanakkale ruhu, Milli Mücadele hamurudur.

Cumhur İttifakı, 7 Ağustos Yenikapı iradesi, yurdumuzu alçaklara uğratmamak için ayağa kalkmış milli ve tarihi şuurun haysiyetidir.

Bize sadece Allah’tan korkmayı öğrettiler.

Bizim başımız ancak Allah’ın huzurunda eğilir.

Kula kulluk, zalime ortaklık, ihanete yardakçılık ne kitabımızda yazar ne de içimizde yaşar.

Zillet İttifakı’na doğrudan veya dolaylı hizmet eden güruhun bizim için ne dediği, neyi söylediği, hangi iftiraları attığı aslında meselemiz değildir.

Biz kimin kimle yürüdüğünü biliyor ve görüyoruz.

Varsın çıkarcılar işbirliği yapsınlar.

Varsın zillet güç birliği yapsın.

Allah hakim, millet şahittir ki, biz bunların alayına yeteriz.

Cumhur İttifakı olarak hepsinin bileğini bükeriz, hepsinin nefesini keseriz.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve şahsıma nereden alıyor güçlerini diye soranlara hatırlatırım ki, gücümüzü sizlerin bilmediği, tanımadığı, inkar ettiği yerden alıyoruz, yani Büyük Türk milletinden.

MHP GENEL BAŞKANI

DEVLET BAHÇELİ

 

MANAS HABER

Haberin etiketleri:

DEVLET, BAHÇELİ


Haber okunma sayısı: 231

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

MİNE GÜLER : …Yer yer saçmalı bulutlu

Memleketin havası yer yer buhranlı, yer yer saçmalı bulutlu…

ELNUR PAŞA : Cumhurbaşkanı

Allah sana rahmet eylesin Elçibey’im!

AHMET ŞAFAK : Ülkücülük!

Ülkü Ocakları, okuldur.

ORHAN KARATAŞ : İhanet nerede, CHP orada

CHP, bütün terör örgütleri için can simididir. Sözleriyle, tavırlarıyla, yaptıklarıyla terör örgütlerini,

YILDIRAY ÇİÇEK : Kalemine PKK kayyumu atanmış Yılmaz Özdil!

2014 yılından bugüne PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile iş birliği yapan CHP değil mi? 31 Mart ve 23 Haziran

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL