bakırköy escort

avcılar escort

ataköy escort

escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya antalya escort bayan eskisehir escort mersin escort porno izle canlı casino makrobet kacak bahis

07 Mart 2021 Pazar

BAHÇELİ : Millete vekâlet, onurlu ve en üstün demokratik görevdir.

bahceli--millete-veklet-onurlu-ve-en-ustun-demokratik-gorevdir

Gönül vermeden, ömür adamadan gönüllere girilemez.
26 Ocak 2021 Salı 22:13

 26 Aralık 2020 Cumartesi günü yasama faaliyetlerine ara veren Gazi Meclisimiz bugün itibariyle kaldığı yerden çalışmalarına başlamıştır.

 

Siz değerli milletvekilleri, bir aylık zaman diliminde salgının elverdiği ölçülerde seçim bölgelerinizde bulunarak vatandaşlarımızı dinlediniz, onların dertleriyle dertlenip müspet ve yapıcı bir dille politikalarımızı anlattınız.

Mesele bir haneyi kuru kuruya ziyaretten öte gönülleri ziyaret, her gönüle samimiyetin ziynet ve zarafetiyle yerleşmektir.

Millete vekâlet, onurlu ve en üstün demokratik görevdir.



Bu görevin hakkını vermek, insanımıza dokunmak, daha doğrusu kalplere nüfuz etmek şerefli bir mücadelenin mükâfatıdır.

Unutmayalım ki, her gönül kendine benzeyen gönüle akar.

Gönül vermeden, ömür adamadan gönüllere girilemez.

Büyük halk ozanımız Yunus’un dediği gibi, gönül insanın kıblesidir ve de kırılmamalıdır.

Gönül yıkmak sufiyane ahlakta en büyük günahtır.

İnsan şanının büyük ve yüksek oluşu gönlü sebebiyledir.

Bu gönül ise alemleri ve her şeyi ihata edecek kadar geniştir, engindir, derindir.

Gönüllerin fethi belaların defi için önşarttır.

Her dava adamı aynı zamanda gönül adamıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin muhterem vekilleri de çok şükür bu mümeyyiz vasfa ziyadesiyle haizdir.

Bir selamla bin hatır kazanırız.

Eğer istersek bir gönüle bin yoldan ulaşırız.

Bizim siyasetimiz hasbidir, hadimdir, hakidir, havidir, Hakk’ın izinde, hakikatin içindedir.

Bizi arayan; çarpık kulislerde, çıkar lobilerinde, çürük mahfillerde, çorak ortamlarda değil Türk milletinin bizatihi varlığında ve vakarında bulacaktır.

Nitekim bariz farkımız da budur.

Sevdamız millet sesimiz devlettir.

Sancağımız Türklük, sedamız vatandır.

Geldiğimiz yer belli, varacağımız yer bellidir.

Yattığımız toprak belli, üzerinde yükseldiğimiz tarih bellidir.

Soyumuz belli, tuttuğumuz bayrak bellidir.

Türkoğlu Türk’üz biz, şanımız bellidir.

Üç beş kendini bilmezin, beş on densizin karalamasıyla yolumuzdan dönecek değiliz.

Mahcubiyetimiz yok ki yüzümüz kızarsın.

Mağlubiyetimiz yok ki başımız öne eğilsin.

Açığımız yok ki korkularımız öne çıksın.

Biz, onun bunun ne dediğine bakmıyoruz.

Millet ne diyor, ecdat ne diyor, tarih ne diyor, Allah ne buyuruyor, onu dinliyor, nitekim ona bakıyoruz, buna da aynen ve kararlılıkla devam edeceğiz.

Kem gözler, kötü sözler, ölü özler boşuna heveslenmesin, Allah’ın inayetiyle surumuzda delik, şuurumuzda gedik açtırmayız.

Açarız diyen varsa alnını karışlar, hesabını sorarız.

Fanatizmin tutsağı, fenalığın uşağı olanların Milliyetçi Hareket Partisi’yle aşık atamayacaklarını, boy ölçüşemeyeceklerini tecrübeyle biliriz.

Karanlık emellerini bizim üzerimizden ibra ve icra etmek üzere emre amade şekilde bekleşenler çölde gemi yolu gözleyenler kadar alık, kutupta deve kervanı bekleyenler kadar da ahmaktırlar.

Bunlarda akıl ve zeka kepenk indirmiştir.

Fazilet ve feraset kontak kapatmıştır.

21’inci yüzyılın üçüncü on yılına girmemiz bunların davranış kalıplarına ve hayatı yorumlama kalitelerine maalesef tesir etmemiştir.

Hep aynı ilkellikler, hep aynı bildik tahrik ve bayatlamış suçlamalar tekraren tedavüle sokulmuştur.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni şiddet yanlısı göstermek, sokak diline saplanıp kaldığını iddia ve hatta bu yolla ilzam etmek ayıplı ve ahlaksız bir suçlamadır.

İnsan sevgimizin sadakasını versek yedi sülalelerine yetecek olan çevrelerin partimizi kavga ve karışıklıkla bir gösterme çabası hayasız bir tuzaktır.

Biz bu tuzağa düşmeyiz, bu oyuna gelmeyiz.

Alçakça tezgâhlanmış kara kampanyalara asla teslim olmayız.

Hele hele önüne gelenin vurup güç denemesi yapacağı bir kum torbası hiç değiliz.

Yumuşak başlı isek de uysal koyun görülemeyiz.

Çakallık yapana bozkurt gibi dikiliriz.

Bir adım yaklaşana on adımla koşarız.

Bir el uzatanı koca bir yürekle kucaklarız.

Ancak ülkemize ve ülkülerimize kefen biçen olursa da, o kefeni başlarına geçiririz.

Bazı gazeteci ve siyasetçilere yönelik son zamanlarda vasat bulan saldırılarla Milliyetçi-Ülkücü Hareket arasında bağ kurmak zorba ve zorlama bir isnattır.

Türk milleti uğruna gözümüzü daldan budaktan esirgemeyiz, bunu da mertçe sahipleniriz.

Tarafı olmadığımız bir saldırının faili olarak gösterilmek ucuz bir provokasyon taktiğidir.

Biz bu tip basit ve bayağı taktiklerin iç yüzünü, arka plandaki sinsi kurguları, masa başında yapılan kanlı planların sahaya taşıma arayışlarını ta 12 Eylül öncesinden beri tanır ve hafızalarımızda saklı tutarız.

Hiç kimse şiddet ihalesini üstümüze yıkmaya çalışmasın.

Bunu aklından dahi geçirmesin.

Millet nam ve hesabına bir tehdit olursa değil kavga ölümü bile göze alırız.

Gündeme gelmek için kendilerine saldırı organize edenler veya sudan sebeplerle ve kişisel anlaşmazlıklarla husumet çemberine sıkışanlar, tavsiyem odur ki, suç ve suçluyu uzaklarda araştırmasınlar.

Sicili kabarık bir siyasetçinin evinin balkonuna kamera yerleştirip kavga anını kayda aldırması, sonra da dönüp masumiyet pozuna bürünmesi, bununla da yetinmeyip “Bana saldırdılar” çığırtkanlığına tevessül etmesi bildik bir numaradır.

Film setlerinde görülebilecek bu numaralar eskimiş, alıcısı da kalmamıştır.

ABD’deki Başkanlık makamının devir-teslim dönemine isabet eden bir süreçte Serok Ahmet’in telaşla harekete geçmesi, bu şahsın propaganda makinesi haline gelen sözde gazetenin istismarla yoğrulmuş haberleri, üstelik malum saldırıların gerçekleşme zamanlaması dikkatle analiz edilmesi gereken bir kurguya delalettir.

Türkiye’yi gayya kuyusuna çekmek için Ülkücüleri suçlu göstermek, Cumhur İttifakı’nda sorun varmış gibi servis etmek, iç huzursuzluk yaratmak için toplumsal hassasiyetlerle oynamak muhtemelen zillet partilerine ulaşmış yeni bir görev emridir.

Erken seçim zorlamasıyla birlikte CHP ve İP’in “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” çalışmalarında son aşamaya gelmeleri, kaldı ki, dış tazyikin momentiyle en son Rusya’daki gibi bir krizin doğması yönünde hazırlıkların ikmal ve ihtimali hafife alınmaması gereken tehlike sinyalleri arasındadır.

Bu kapsamda, Boğaziçi Üniversite’sinde 24 gündür süregelen eylemler bize göre bir prova niteliği taşımaktadır.

Salgınla kıyasıya mücadele edilen, mecburiyetten sokağa çıkma kısıtlamasına gerek duyulan ülkemizde, özellikle konjoktürel ekonomik sorunlardan sokak hareketi çıkarmak için çırpınan işbirlikçilerin varlığı da bilinen bir gerçektir.

Tüm bunlar hesaba katıldığında Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’nın neden hedefe koyulduğu ortaya çıkacaktır.

Zira Cumhur İttifakı kaos hayallerini suya düşürmektedir.

Milli birlik ve iç huzur ortamını baltalamayı düşünenleri şaşkına çevirmektedir.

Devri iktidarı bereketsizliğin ve belaların kol gezdiği bir döneme tekabül eden Kobani müdavimi, canlı bombaların cirit atmasına Başbakan sıfatıyla göz yumduğu sabit olan Serok Ahmet’in MHP düşmanlığı rastlantı değildir.

Her karışıklığın altında parmak izi bulunan Serokun konuşmaya ne hakkı ne de haddi vardır.

Biz onun namertliğini iyi biliriz.

Şayet koalisyon hükümeti kurmak amacıyla bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık insan içine çıkacak yüzü olmaz, hali kalmazdı.

Serok Ahmet sufleyi aldığı yerlerle bağlantısını ve menfaat ilişkisini derhal gözden geçirmelidir.

Kimlerin dolduruşuna geldiği, kimlere teşrifatçılık yaptığı malumumuzdur.

Rüyasında Hegel ile sohbet edeceğine, bir an önce ayağa kalkıp icazetli siyasetini sonlandırmalı, kendine çeki düzen vermelidir.

Gelecekte küçük bir ayrıntı olarak hatırlanacağını da aklından çıkarmamalıdır.

Biz milletimiz ve ülkemiz için huzur istiyoruz, dirlik istiyoruz, refah istiyoruz, istikrar istiyoruz, barış ve kardeşlik diliyoruz.

Bir yanda bunları isteyip dilerken bir başka zeminde şiddeti körüklediğimizi iddia edenler sefil birer yalancıdır.

Diyeceğim odur ki, Serok Ahmet yalancıdır, yandan çarklıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu fren tutmamış yalan bataklığına çakılmıştır.

İP’in başkanı yalanı maske olarak takalı zaten çok olmuştur.

Beni üzen asıl konu ise hemşire Gülnaz Şırınga isimli kardeşimizin maruz kaldığı şiddet olayıdır.

Bu talihsiz hemşirenin başına ne geldiyse bana aşı yaptıktan sonra gelmiş. Olacak iş mi bu?

Sokak aralarına gizlenen kalabalık bir grup bu kardeşimizi tek başına yakalayınca darp etmişler, dayaktan geçirmişler, daha sarsıcı olanı ise komaya sokmuşlar.

Allah var ya, suçsuz günahsız bir hemşireye saldıranlara hayret ettim. Devir değişti, mertlik bozuldu.

Yazık ki, şu anda yoğun bakımda hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Gülnaz Şırıngaya ve yakın mesai arkadaşı Gülendam Enjektöre geçmiş olsun diyorum, bundan sonra daha dikkatli aşı yapacaklarına ayrıca inanıyorum.

 

Şaka bir yana, tuhaf bir dönemden geçiyoruz: Tuşsuz telefonlar, kulpsuz kapılar, duygusuz ilişkiler, vicdansız insanlar yaygınlaşıyor.

Mizahı menfur bir şiddet olarak okuyan, parodi haberi gerçek kabul edip içindeki kin ve öfkeyi seferber eden utanmaz simalar ne kadar da çoğaldı.

Neyse ki, Halkalı’da tren bekleyenlere sadece gülüyoruz, gülünç duruma düşenlere esasen acıyoruz.

Buna rağmen Allah eksiklerini de göstermesin diyorum, müfteri nasıl olur ispatlıyorlar.

Sağolsunlar, üzerimizde oynanan oyunları birer birer kendi elleriyle çürütüyorlar.

Bu dava dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır.

Biz gazetecilerin, televizyonların trol değil, kurşun asker değil, tetikçi değil; ahlaklı, erdemli, doğru ve tarafsız haber vermelerini arzu ederiz.

Şunu da bilmelerini isteriz ki, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in şiddetle işi yoktur.

Kargaşa çıkarmak isteyenlerle ilişkisi yoktur.

Kavgada hayır ve umut görmesi mümkün değildir.

Biz yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.

Bu sevgiye layık olmayanlar çıkabilir, onları da Allah’ın adaletine ve milletimizin vicdanına havale ederiz.

Uydurma Gülnaz Şırınga haberini gerçek sanıp heyecanla anlatan saygıdeğer sözde gazeteciye diyeceğim şudur; nefret insan sağlığına zararlıdır, iman ve izan sahibi karşısındaki her kişiye iyi niyet ve hoşgörüyle nazar eder.

Her kim nasıl bakıyorsa öyle görür.

Kötü söz sahibine bumerang gibi döner ve hatta rezil eder.

Unutulmasın ki, yeri gelirse Yunus yeri gelirse de Yavuz olmasını biliriz.

Sokağı da biliriz, siyaseti de yaparız.

Nerede nasıl davranacağımızı yalnızca biz belirleriz.

İnsan hak ve onurundan, ifade ve düşünce hürriyetinden taviz vermeyiz.

Bunlara her zaman meşru ve hukuki olması kaydıyla saygı duyarız.

Çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.

Biz Cumhur İttifakı’yız.

Türkiye’nin diriliş ve yükseliş ümidi, beka ve birlik nişanesiyiz.

MHP GENEL BAŞKANI

DEVLET BAHÇELİ


MANAS HABER

Haberin etiketleri:

DEVLET, BAHÇELİ


Haber okunma sayısı: 91

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

KONUR ALP KOÇAK : İran’dan gelen kuru gürültü

Azerbaycan’ın Karabağ zaferi ve Ankara-Bakü ilişkilerinin çelik gibi sağlam olması yatmaktadır.

ÖZGÜR KAYA : Kayıtlı Kadın Girişimciliğinin ve İstihdamının desteklenmesi projesi (Women Up)

Kayıtlı Kadın Girişimciliğinin ve Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi (Women Up)

OĞUZ YILMAZ : Dijital emperyalizm tehlikesi

Emperyalizmin nihai amacı ve devamlılığını garanti yolu sömürüdür.

BAHADIR ÇOBAN : MHP'li Dr. Volkan Uygunuçarlar: 'Sağlıkta gevşemenin telafisi olmaz'

MHP MYK Üyesi Dr. Volkan Uygunuçarlar normalleşme sürecine geçişte ve virüsün kontrol altına alınmasında en

ELNUR PAŞA : 26 Şubat 1992. Yabancı basının yazdıkları...

Hocalı'dan kaçanların bir kısmı Azerbaycan köyü Gülablı istikametinde gittiler ve orada iki yüz kişi

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL