BAHÇELİ : Döviz kuru üzerinden Türkiye tehdit edilmektedir.

bahceli--doviz-kuru-uzerinden-turkiye-tehdit-edilmektedir

Türkiye ekonomisini hedef alanlara çıtını çıkarmayıp, batıyoruz, bitiyoruz, tükeniyoruz diyenler kesinlikle iyi niyetli değillerdir.
08 Mayıs 2019 Çarşamba 12:36

 Türkiye’yi ekonomik darboğaza çekmek isteyen fırsatçılar, kirli odaklar, zulüm ortakları devrededir.

Döviz kuru üzerinden Türkiye tehdit edilmektedir.

Ekonomik operasyon siyasi kumpasa eşlik etmektedir.

Döviz kurunu bombaya çevirip refahımıza, büyümemize, ekmeğimize, geleceğimize direkt atanlara alkış tutmak, siyasi amaçlarla onların sözcülüğüne soyunmak vatana ihanet ölçüsünde bir suçtur.



Türkiye ekonomisini hedef alanlara çıtını çıkarmayıp, batıyoruz, bitiyoruz, tükeniyoruz diyenler kesinlikle iyi niyetli değillerdir.

Milli irade, mali ve ekonomik istiklalle perçinlenip kuvvet kazanacaktır.

Türkiye’nin makroekonomik dengelerinin bozulmasından, imajının baltalanmasından, milli gelirin dolar bazında erimesinden adeta mutluluk duyanlar bu vatanın, bu milletin gerçek manada mensubu olamazlar.

Bunlar bizdenmiş gibi görünseler de, bizim gibi duyamazlar, bizim gibi duramazlar.

Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini görüşmeye başladığı andan itibaren yükselen döviz kuru, inen borsa endeksi neyin mesajıdır?

Türkiye’ye ne söylenmek istenmektedir?

Geçtiğimiz yılın Ağustos ayındaki dış bağlantılı ekonomik rezaletler henüz hafızalardaki yerini korurken, bu kez de, 31 Mart seçimlerine bir hafta kala bazı uluslararası bankaların, sermaye gruplarının, küresel tefecilerin döviz kurunu spekülasyonlarla yükseltme oyunlarını neye yoralım?

Bu alçaklığı, bu düşmanlığı neye sayalım?

Böylesi bir barbar hücumun neresinden memnun olalım? Buna nasıl seyirci kalalım?

Şerefli bir kayıp şerefsiz bir kazançtan katbekat üstündür.

Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

CHP’nin, İP’in, HDP’nin eşzamanlı olarak ekonomik teröristlerin dolduruşuna gelip Türkiye’nin karşısında mevziye girmeleri sadece utanç vesikası değil, işbirlikçiliktir, ihanete yataklıktır, ilkel bir politik dürtünün eseridir.

Türkiye vahşi bir saldırı altındayken buna duyarsız kalmak, bir adım ötesine geçip ekonomik tetikçilerle paslaşmak; dahası biber, patlıcan, patates edebiyatıyla işsizlik istismarı yapmak çarpıklıktır, vicdanen kiralanmadır.

Türk milleti kıskaca alınmak, Türkiye’nin manevra alanı daraltılmak istenmektedir.

Oyun içinde oyun vardır.

Tehdit dalgası büyümüştür.

S-400 Hava Savunma Sistemi alacağız diyoruz, alamazsınız, yapamazsınız, bedeli ağır olur diyorlar.

F-35 savaş uçağının üretim sürecinde varız, dördünü de aldık diyoruz, S-400’ten vazgeçmediğiniz takdirde uçakları uçuramazsınız diyorlar.

Ya F-35, ya da S-400 dayatmasıyla sabrımızı test ediyorlar.

Bir yanda “NATO üyeliğinden çıkartırız” tehdidiyle irademize pranga vurmaya çalışıyorlar, diğer yanda 4-5 Nisan 2019’da Washington’da düzenlenen 70. NATO Zirvesi’nde sevimlilik gösterisi yapıyorlar.

FETÖ terör örgütüdür, FETÖ elebaşını bize verin diyoruz; ne var ki, FETÖ’cüleri dini baskıya uğrayan Sünni Müslümanlar olarak tanımlıyorlar.

Doğu Akdeniz’de, Türkiye kendi kıta sahanlığı içinde sondaj faaliyetleri yapar diyoruz, hak ve yetkileri olmadığı halde deniz sınırlarının nereden geçeceğini açıklayıp Rumların yanında hizalanıyorlar.

Bununla da yetinmeyip Doğu Akdeniz’de önümüzü kesmek için plan üstüne plan yapıyorlar.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü sondaj faaliyetini durdurması yönünde haksız ve mesnetsiz çağrıda bulunuyor.

Türk tarihinin hiçbir döneminde soykırım yoktur, 1915 olaylarına soykırım demek tarihi çarpıtmak, Türk milletine ihanettir diyoruz, bir tarafta büyük felaket ucubesini dillendirip diğer tarafta sözde soykırım anma günleri düzenliyorlar.

 

 

Terör örgütlerine silah vermeyin, verdiklerinizi de geri alın, stratejik ortaklık ve NATO müttefikliği bunu gerektirir diyoruz, sanki duvara konuşuyoruz, sanki suya yazı yazıyoruz.

İşlerine gelmedi mi Türkiye’ye ekonomik yaptırımlarla gözdağı veriyorlar, seçimler üzerinde polemik yapıyorlar, içişlerimize karışmaya teşebbüs ve tevessül ediyorlar.

Demokrasi diyorlar, 30 Nisan Venezuela darbesine destek veriyorlar.

Uluslararası hukuk diyorlar, egemenlik haklarımıza meydan okuyorlar, terör örgütlerini ülkemize karşı kışkırtıyorlar, Suriye’de yönetilebilir bir istikrarsızlığı diri tutuyorlar.

İnsan hakları diyorlar, insan katillerine pişkince yardım ediyorlar.

Özgürlükten bahsediyorlar, adaletten bahsediyorlar, ittifaktan bahsediyorlar, gelin görün ki, zulüm ve zalimlikle ittifaktan da vazgeçmiyorlar.

Berat Kandili’ni idrak ettiğimiz 19 Nisan 2019’da dört kahramanımızın, Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde Azez’de, Hakkari’de ve Şırnak’ta sekiz kahramanımızın hayatlarına kast eden hain ve bölücü terör örgütleriyle aranıza mesafe koyun, terörle mücadelemize destek verin diyoruz, duymuyorlar, umursamıyorlar.

Aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Diyorum ki, terörle mücadelenin bedeli ne olursa olsun sonuna kadar, gittiği yere kadar, dibine kadar sürdürülmeli, ihanetin kökü kurutulmalıdır.

Karşımıza kim çıkıyorsa çıksın, teröristlerin arkalarında kimler duruyorsa dursun, hepsine hodri meydan.

Cansa can, kansa kan, bedelse bedel, bu vatana, bu millete, milli bekaya feda olsun.

Bütün bu gelişmeler karşısında ABD ve diğer muhasım ülkelerle nasıl dost ve müttefik olacağız?

Hayat ve varlık haklarımıza cephe alan, nifak saçan, düşmanca muamele eden ülkelere nasıl olup da güveneceğiz, diyaloglarımızı hangi vasıtalarla güçlendireceğiz?

Özellikle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler tarihinin en kötü seviyesindedir.

Çoklu sorunlar iki ülke arasındaki irtibat ve temasları kırılma noktasına kadar bükmüştür.

ABD, Türkiye’ye karşı psikolojik harp taktikleri uygulamaktadır.

Bu ülke açık değildir, dürüst değildir, mert değildir, adaletli değildir, tutarlı değildir, samimi hiç değildir.

Türkiye’yi NATO üyeliğiyle tehdit etmek, ekonomik yaptırım mesajlarıyla baskı altına almak düşmanlık ötesi bir uygulamadır.

ABD’nin buna hakkı yoktur.

Türkiye dostluğuyla aranan, düşmanlığıyla da korkulan bir ülkedir.

Ne tuhaftır ki, ne CHP’den, ne İP’ten, ne de HDP’ten ABD’ye karşı en ufak eleştiri gelmemiştir.

S-400 konusunda bile ABD’nin yanında duracak, gönüllü propagandasını yapacak kadar Türkiye’ye yabancı kalmışlardır.

Bunlara zillet diyorsak boşuna değildir.

Cumhur İttifakı’na dil uzatan ahmakların emperyalizme itirazları neredeyse yoktur.

Üç maymunu oynuyorlar.

Keçeyi suya salmışlar, farkında değiller.

Milli vicdanda hüküm giymişler, haberleri bulunmuyor.

Türkiye düşmanlarına göz kırpandan, gevşek durandan milli bir tepki duyulamaz, vicdanlı bir tavır görülemez, bu vatana, bu millete sadakat hissiyatı asla bulunamaz.

 

MHP GENEL BAŞKANI

DEVLET BAHÇELİ

 

MANAS HABER

Haberin etiketleri:

DEVLET, BAHÇELİ


Haber okunma sayısı: 248

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

MİNE GÜLER : …Yer yer saçmalı bulutlu

Memleketin havası yer yer buhranlı, yer yer saçmalı bulutlu…

ELNUR PAŞA : Cumhurbaşkanı

Allah sana rahmet eylesin Elçibey’im!

AHMET ŞAFAK : Ülkücülük!

Ülkü Ocakları, okuldur.

ORHAN KARATAŞ : İhanet nerede, CHP orada

CHP, bütün terör örgütleri için can simididir. Sözleriyle, tavırlarıyla, yaptıklarıyla terör örgütlerini,

YILDIRAY ÇİÇEK : Kalemine PKK kayyumu atanmış Yılmaz Özdil!

2014 yılından bugüne PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile iş birliği yapan CHP değil mi? 31 Mart ve 23 Haziran

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL