BAHÇELİ : Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’nin önünü açmıştır.

bahceli--cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-turkiyenin-onunu-acmistir


09 Temmuz 2019 Salı 21:02

 16 Nisan Halkoylamasının bir nevi güven testi ve en önemli dönemeci olan 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine Cumhur İttifakı mührünü vurmuş, milli gönüllerde takdir ve teveccüh görmüştür.

Sayın Erdoğan yüzde 52,95 oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçilirken, Cumhur İttifakı da yüzde 53,66’lık oy gücüyle TBMM’de sayısal ve siyasal çoğunluğu elde etmiştir.

Tam bir yıl önce, yani 9 Temmuz 2018’de, Sayın Cumhurbaşkanı TBMM’de yemin ederek görevine başlamış, ardından kısa süre içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Birinci Bakanlar Kurulu’nu açıklamıştır.

Parlamenter sistemde hükümet kurulma sürecinde yaşanan uzun süreli gerginlik ve çalkantıların hiçbiri vasat bulmamıştır.

Hükümet süratle teşkil etmiş, ülke gündemine, temel meselelere odaklanmıştır.



Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 9 Temmuz 2018’den itibaren resmen yönetim hayatımıza girmiştir.

Tanzimat’tan bugüne kadar geçen 180 yıllık sürede edindiğimiz birikim ve tecrübelerin kılavuzluğuyla, tarihimize ve kültürümüze en uygun hükümet modeline intikal sağlanmış, Türkiye Cumhuriyeti de üçüncü evresine eklemlenmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 2023’ün emniyetli ana kulvarıdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milli misyon ve vizyonumuzla 2053 ve 2071 hedeflerinin temellerini kazacak, alt yapısını oluşturacak, siyasi uzlaşmayı kurumsallaştıracaktır.

Geride kalan bir yıllık sürede Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tutmuş, uyum ve uygulama süreci kazasız belasız mesafe almıştır.

Kimisi vardır, karanlığa sövüp sayar, kimisi vardır karanlıktan sızlanıp şikayet etse de nemalanmanın peşindedir.

Biz karanlığı gördük, bunu dert ettik, sonra da bir mum yakıp etrafı aydınlattık.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinin terennümü, tecellisi ve teminatıdır.

Türk milleti aradığı sistemi tarihimizin kuytularda kalan cevherinde bulup çıkarmasını bilmiştir.

Yeni sisteme alışma devresi de son derece uyumlu geçmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde hükümet krizleri yoktur.

Koalisyon çatlakları, güvenoyu virajları, yürütmenin yasama üzerinde ördüğü vesayet ağları görülemeyecek, bulunamayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’nin önünü açmıştır.

Milli güvenliğimizle ilgili atik ve çevik kararların alınmasını kolaylaştırmış, devlette çift başlılığa neşter vurmuştur.

Güçlü devlet, güçlü millet, güçlü Meclis, güçlü yargı, güçlü Türkiye bir güneş gibi doğmuştur.

Yeni hükümet sistemiyle birlikte kalıcı siyasi istikrarın kilidi açılmış, hızlı ve etkin icraat sistematik olarak serpilip yerleşmiş, güvenli ve huzurlu Türkiye’nin ufku görülmüş, birlik ve uzlaşmanın alanı genişlemiştir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla oturması, emekleme döneminden çok kısa zaman içinden çıkarak olgunlaşma aşamasına geçmesi, ilaveten ülkemizin demokratik, sistemik ve hukuki zırhı olması ana hedefimizdir.

Bu hedef için seferber edilecek anayasal, yasal ve idari imkanların saptanıp en verimli şekilde kullanılması, yeni sistemin karşısında duran çevrelerin olabildiğince yalnızlaştırılması beka düzeyinde önemlidir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kökleşmesi, itibar ve inandırıcılığının genişlemesi maksadıyla belirlenecek milli stratejilere, siyasi ve hukuki eylem planlarına çok büyük ihtiyaç vardır ve ortadadır.

CHP’nin ucuz siyasi kafasına göre, Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıymış.

Yani partisiyle bağı kesilmeliymiş.

Sayın Kılıçdaroğlu, eğer biliyor ve inanıyorsa, Cumhuriyet tarihinde bize tek bir tarafsız Cumhurbaşkanı göstersin?

Yüreği varsa, bilgi ve görgüsü yetiyorsa tek bir numune isimden bahsetsin?

Devlet demek hukuk demektir.

Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır.

Bununla birlikte taşıdığı ve işgal ettiği makam ve mevki ne olursa olsun her devlet ve siyaset adamı hukuka uymakla mükelleftir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle devlet hayatında fiili-hukuki uyumsuzluk ve uygunsuzluk devri sona ermiştir.

Sahnenin önünde tarafsız, arkasında siyasi ve ideolojik saiklerle hareket eden Cumhurbaşkanları dönemi kapanmıştır.

Kim olursa olsun, mühim olan Cumhurbaşkanlığı sıfatını taşıyan değerli şahsiyetin, görevinin yeter ve gerek şartlarını objektif esaslara muvafık, hukuki ve ahlaki kurallara riayet ederek icra etmesidir.

Bugünkü hayat ve siyaset verileri ışığında diyebiliriz ki, mutlak bir tarafsızlık akıl ve mantık ölçüleriyle çelişecek, eşyanın tabiatıyla ters düşecektir.

Hz. Mevlana’nın “Ya göründüğü gibi ol, ya da olduğun gibi görün” tavsiye ve tembiği devlet hayatında 16 Nisan Halkoylamasıyla hukukileşmiş, 9 Temmuz 2018’den itibaren de resmileşmiş ve tescillenmiştir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun kıvranması, huzursuz olması, keyfinin kaçması, kriz ayinine çıkması amaçsız ve çarpık siyaset hastalığıdır.

Millet zillete rağmen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sevmiş, benimsemiş, geleceğini bu yeni sistemde görmüştür.

Bor’un pazarı çoktan bitmiş, Niğde yolu görünmüştür.

CHP Genel Başkanı, devşirilmiş ve döne döne çula çaputa dönmüş siyasi iplikçilerle eski sistemin özlemini duyarken, tenakuzlara batmaktan da kendisini kurtaramamaktadır.

Aklıyla dili arasına kara kediler girdiğinden pot kırmanın yanında zor durumlara bodoslama düşmektedir.

CHP Genel Başkanı’nın, 5 Temmuz 2019 tarihinde İstanbul’a yaptığı bir ziyaret esnasında, gönlüne inen perdenin düşünme melekelerini de etkilediğine dinleyen herkes bizzat şahit olmuştur.

Sayın Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının siyasi çap ve çeperini genişletip “hıyarım var” diyen kim varsa tuz alıp koşmasından anlaşılan biraz ürkmüş, “ne oluyoruz, nereye düştük” sorusunu zannederim kendisine sormaya başlamıştır.

İstanbul’da sorulan bir soruyu şu ilginç ve her tarafa çekiştirilecek cevabı veren aynısıyla CHP Genel Başkanıdır.

Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki: “Eski sisteme dönülmesiyle ilgili bir talebimiz olmadı. Eski sistemden zaten biz de şikâyetçiydik.” 

Madem rahatsızdın, bu kadar beyhude çırpınışa ne gerek vardı?

Gül gibi geçinip gidiyordun, Merhum Neşet Ertaş’ın dediği gibi, “Nemize yetmiyor el kadar hasır” der dururdun.

CHP Genel Başkanı şafak vakti başka, karanlık basınca başka konuşmaktadır.

Yalan derseniz, çizmeyi aşmıştır.

Sayın Kılıçdaroğlu için bazen hüzünleniyorum, su alan teknesinin içinde ayağına geçirdiği dalış paletiyle yüzme hazırlığı yapmasını doğrusunu isterseniz hayretle takip ediyorum.

HDP’nin Meclis’e ittiği, CHP’nin çekiştire çekiştire koltuklarına oturttuğu ipçilerin aklına bakıyorsa, elde olta su dolu bardakta balık avına çıkması bile neredeyse an meselesidir.

İki ileri bir geri gide gide, ya uçtuğuna inanarak bir uçurumdan kendisini boşluğa bırakacak, ya da dolandığı iple Kandil’e tırmanıp bir mağara deliğinde başını yiyecektir.

Demedi demesin, beni dinlesin, gidişat hayra alamet değildir.

Sayın Kılıçdaroğlu için çember daralıyor, suyu ısınıyor, kader ağlarını dört bir koldan örüyor.

Eski sistemden şikâyetçi olduğunu ileri süren CHP Genel Başkanı, burada dursa iyi, bununla yetinse tamam, fakat bir kere yama dikiş tutmayınca dil döndükçe dönüyor, kendisini yalancı çıkarıyor.

Konuşmasının başka bir yerinde de diyor ki, “Güçlü, liyakatli bir devlet yapısıyla parlamenter sistem isteriz.”

“Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı, ben annemi çok özledim, bugün 23 Nisan.” CHP Genel Başkanı’nın hal-i pür melali aynen budur.

Genel Başkanı’ndan rol kapmak için durum ve fırsat gözleyen İstanbul’un yeni Belediye Başkanı da, boş zamanlarında makamına uğrarken, geri kalan zamanlarında üstüne vazife olmayan her şeyle uğraşmaktadır.

İstanbul’u halletmiş olacak ki, Diyarbakır’a gitmek istediğini söyleyerek, “Bu toplumu barıştırmamız lazım” sözleriyle dikkatleri üzerine çekmiştir.

Hatta dilinin altındaki baklayı çıkarmış ve şöyle konuşmuştur:

“Yarınlarda siyasette bir başka alanda başarı elde edebilir miyim sorusunun kriteri İstanbul’daki başarımdır.”

Maksat hizmet değil, gizli ve adrese teslim hesaptır.

Terörist Demirtaş hasreti ise bu şahısta günden güne kabarmaktadır.

Herkes iyi bilmelidir ki, bu toplumda, bu millette, bu ülkede küslük, dargınlık, kırgınlık olmadığı için barış ve barıştırma söylemleri tehlikelidir, fitneyi selamlamaktır.

Aynı zamanda şeytani bir üsluptur.

Türk milleti asırlar boyunca var olagelmiş köklü bir kardeşliğin, kaderde, sevinçte, anıda, acıda bir ve beraber olmayı başarmış kuvvetli bir iradenin beşeri kıvanç ve onurudur.

Bu kıvanç özenle korunacak, bu onur övgüyle yaşayacak ve yaşatılacaktır.

Yeni sistem olmuştur.

Yeni sistemin siyaset ve stratejisi el birliğiyle, güç birliğiyle Türk milletinin tamamını kucaklayacaktır.

CHP’nin takoz koyma hevesleri ters tepecektir.

Bilhassa vurgulamalıyım ki,

15 Temmuz bir milattı, bir kavşaktı.

Biz Tanzimat döneminin hatalarına düşemezdik.

Kaht-ı rical, yani devlet adamlığı eksikliği var diyerek boş bahanelere sığınamazdık.

Tehditlere sırtımızı dönemezdik.

Milli bekamıza pusu kuran alçaklarla gerekirse göz göze, gerekirse göğüs göğüse mücadele etmekten de korkamazdık, nitekim korkmadık, kaçmadık.

Aynı yollardan geçerek farklı bir sonuca ulaşılacağını düşünemeyiz.

Kendi içimizde bir olmazsak, iri olmazsak, diri kalmazsak bölünüp parçalanmamız katidir, kesindir.

Leyleğin ömrü laklakla geçer, tıpkı zillete düşenler gibi. Bunu biliyoruz.

CHP-HDP-İP siyasi üçüzünün, birbirinin çıkar cüzü olan zillet sacayağının günleri iftira ve izansızlıkla pekişir, bunu da görüyoruz.

Gafillerin evleri çökmüş, çatılarını gizlemeye çalışıyorlar.

Alan almış, satan satmış, kimin kimi Meclis’i soktuğu alenileşmiştir.

Artık söz bitmiş, ilişki, irtibat ve ittifaklar açığa çıkmıştır.

 Birbirlerini tam bulmuşlar, dibi yanık tencere yuvarlana yuvarlana küflü kapağıyla buluşmuştur.

Birbirlerine kefil olmuşlar, nasılsa işleri yok şahit olurlar, paraları bol kefil olurlar, CHP-İP-HDP’ye söylüyorum, bozacıdan kefil istemişler, şıracıyı göstermiş.

 

HDP/PKK dersem siz İP’i anlayın, CHP dersem hemen Kandil’i aklınıza getirin.

Pensilvanya dersem hepsini birden gözünüzün önüne getirin, hatırınızda tutun.

Doğru duvarın eğri gölgesi olmazmış, ama bunların doğru tek yanları yoktur.

Ne yapsalar boştur, Türkiye’yi heba ettirmeyeceğiz.

Türk vatanını hüsrana uğratmayacağız.

Hodri meydan, bu vatan bölünmeyecek, bu devlet budanmayacak, bu bayrak buruşmayacak, bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, nitekim ezanı susturmaya hiçbir bozguncunun gücü yetmeyecek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her karışında şehidimizin şühedamızın aziz hatırası vardır.

Şunu da biliriz ki, kahramanlık ruhun bedene karşı müstesna bir zaferidir.

Ruhu olmayanların, vicdanı olmayanların, mensubiyeti olmayanların uydur kaydır kahramanlık hikâyeleri kurnaz tilkinin aç tavuğa darı ambarı daveti yapması kadar akıl tutulması, hezeyan turudur.

Türk milleti kahramandır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu kahramanlığın ilelebet bayrak gibi dalgalanması hususunda Hakka, hakikate, halka, tarihe, şühedaya karşı son ferdine kadar sorumludur.

Sözlerimin bu kısmında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci yılını heyecanla kutluyor, daha nice yıllar ve asırlarda var olmasını diliyor, milletime ve devletime ebedi saadet ve selametler temenni ediyorum.

MHP GENEL BAŞKANI

DEVLET BAHÇELİ


MANAS HABER

Haberin etiketleri:

DEVLET, BAHÇELİ


Haber okunma sayısı: 71

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

YILDIRAY ÇİÇEK : Biji Meral'in ve Heval Akşener'in yüzsüzlüğü

Bugün sol, komünist, devrimci, bölücü çevrelerle ittifak ve işbirliği yapan parti Meral Akşener’in

ALİ KUNAK : Zekeriya Alp komitesi güçlü bir profil çiziyor

TFF Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin yarıya yakını geçtiğimiz dönemde de futbolun yönetiminde görev

OĞUZ YILMAZ : Pacta sunt servanda (Ahde vefa)

Rumlar Enosis hayâlinden vazgeçemedikleri için ahde vefa göstermedi.

KONUR ALP KOÇAK : Pacta sunt servanda (Ahde vefa)

Rumlar Enosis hayâlinden vazgeçemedikleri için ahde vefa göstermedi.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL