BAHÇELİ : ABD müttefiklik ahlakıyla çelişmemelidir.

bahceli--abd-muttefiklik-ahlakiyla-celismemelidir

Güvenli Bölge, terör örgütü PKK/YPG’nin güvenliğini değil Türkiye’nin güvenliğini muhafaza etmelidir.
08 Ağustos 2019 Perşembe 22:09

 Ülkemiz egemenlik haklarıyla birlikte toprak bütünlüğünü savunmak, uluslararası hukuktan doğan meşru imkanları kullanmak suretiyle terörle mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

Bu mücadelemiz esnasında dost ve müttefik olduğu iddia edilen ülkelerin verecekleri şaibesiz ve şüphesiz destek çok önemlidir.

Temel arayış ve amacımız da bunu sağlamak olmalıdır.

Sınırlarımızı korumak devlet olma haysiyetimizin ihmali olmayan bir icabıdır.

Suriye’nin kuzeyinden kaynaklanan ve milli bekamızı tehdit eden terörist faaliyetleri odağında karşılayıp etkisiz hale getirmek ülke güvenliği ve jeopolitik zaruretler açısından büyük bir ihtiyaçtır.



Aynısını Pençe 1 ve Pençe 2 operasyonlarıyla Irak’ın kuzeyinde icra ettiğimiz bilinen bir husustur.

Kaldı ki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla da güney sınırlarımız boyunca inşa edilmek istenen terör koridorunu stratejik noktalarından yardığımız sarih bir hakikattir.

 

Vatanımızın güvenliğini, yüksek tehdidin yeşerdiği alanları kurutarak, hain ve haşaratın üreyip yuvalandığı çukurları kapatarak temin etmek yegane seçenektir.

Sınırlarımızı emniyete alacak şekilde inşa edilecek güvenli bölge planlaması bu nedenle kaçınılmaz bir zarurettir.

30 ile 35 km’lik bir derinlikte kurulacak bir güvenli bölge yalnızca Türkiye’yi değil, bölgeyi de güvenceye kavuşturacaktır.

Bu çerçevede ABD askeri heyetiyle 23 Temmuz’da yapılan ilk tur temasların ikincisi 5 Ağustos’tan itibaren başlamış ve 7 Ağustos’ta tamamlanmıştır.

Suriye’nin kuzeyinde ABD ile koordineli bir şekilde kurulması düşünülen güvenli bölgeye ilişkin yapılan müzakerelerde Müşterek Hareket Merkezi’nin en kısa sürede Türkiye’de kurulması konusunda uzlaşmaya varılmıştır.

Ülkemizin güvenlikle ilgili kaygılarını telafi edecek tedbirlerin alınacak olması, bu konuda mutabık kalınması memnuniyet vericidir.

Temennimiz yeni bir oyalama sürecine tevessül edilmemesidir.

Müşterek Hareket Merkezi’nin kurulmasını müteakiben güvenli bölge Türkiye’nin haklı ve meşru taleplerine göre tesis edilmelidir.

Derinliği ve genişliği Türkiye’nin tezlerine, güvenlik ihtiyaçlarına uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.

Güvenli Bölge, terör örgütü PKK/YPG’nin güvenliğini değil Türkiye’nin güvenliğini muhafaza etmelidir.

ABD müttefiklik ahlakıyla çelişmemelidir.

Bu ülkenin PKK/YPG’yi kanatlarının altına alarak ulaşacağı hiçbir yer yoktur.

Güvenli bölgenin kurulmasıyla birlikte ülkemizdeki Suriyeli sığınmacılar için yeni bir hayat ve iskânın ortamı süratle hazırlanmalıdır.

Türkiye, sığınmacıların en temel insani ihtiyaçlarını karşılamak üzere imar, inşa ve bayındır faaliyetlerini yapacak donanım ve yeterliliktedir.

Bu güvenli alanın denetim ve kontrolü de Türkiye tarafından sağlanmalıdır.

Böylelikle Türkiye’de kucak açıp misafir ettiğimiz Suriyeli sığınmacılar için yeni ve emniyetli bir hayatın temeli kazılmış, ilk adımı atılmış olacaktır.

ABD, Türkiye’yi anlamalı, sevmiyorsa da saygı duymalıdır.

Terör örgütleriyle arasına kalın ve kesin mesafeler koymalıdır.

YPG’ye silah ve cephane sevkiyatından mutlaka vazgeçmeli, yanlıştan dönmelidir.

Onurlu bir devletin terör örgütlerinden medet umması, teröristlerle ittifak içine girmesi akıl, adalet ve ahlakın tümden inkârıdır.

Güvenli bölge kurulmasıyla ilgili iddia edilen müspet gelişmeler ABD’nin lütfu değildir.

Türkiye’nin haklı olduğu bir konuda hakkını yedirmesi, bunun yanında taviz vermesi asla düşünülemeyecektir.

Müzakerelerin uzaması, güvenli bölgenin derinlik mesafesiyle ilgili görüş ve yaklaşım farklılıkları terör örgütü PKK/YPG’ye elbette zaman kazandırmıştır.

30 Temmuz 2019 tarihli Milli Güvenlik Kurulu Kararı’nda vurgulandığı gibi,  Suriye sınırı boyunca var olan otorite boşluğunun ülkemizi hedefine alan tehdide dönüştüğü, bölgenin terör örgütlerinden temizlenmesi amacıyla bir barış koridorunun inşası gündeme alınmıştır.

Türkiye güvenli bölge talep ve tasavvuruyla huzurun, güvenliğin, istikrarın, barışın, bütünlüğün, kardeşliğin yanında; bölücünün, zalimin, hainin, cani emellerin karşısında olduğunu göstermiştir.

Yanıbaşımızda terör devleti kurmayı aklından geçirenler unutmasınlar ki, son nefesimize, son neferimize kadar direniriz, alayının aklını alır, heveslerini kursaklarında bırakırız.

Şehit oluruz, ama Türkiye’yi böldürmeyiz.

Gazi oluruz, ama Türk vatanını çiğnetmeyiz.

Teslim olmayız, sessiz kalmayız, göz yummayız.

Herkesi uyarıyorum ki,

Ya şerefimizle, bekamızla ve milli birliğimizle yaşayacağız; ya da küresel tezgâha gelip terörist provokasyonlar, iç sabotaj, suikast ve işbirlikçi tertiplerle süreç ve zaman içinde eriyip gideceğiz.

Ya istiklalimizi muhafaza edeceğiz ya da izmihlale boyun eğeceğiz.

Bütün risk ve güvenlik tehditlerine rağmen Türk milleti var olacaktır.

Türkiye ilelebet yaşayacaktır.

 

 

Terör örgütleri nerede bulunuyorsa bulunsunlar oraları tepeden tırnağa arındırıp melanetin kökünü kopararak yok etmek tarihe, ecdada, şühedaya namus borcumuzdur.

Biz borcumuza sadığız.

Fırat’ın doğusunda terör örgütü PKK/YPG’nin tutunmasına asla müsaade edilmemesi gerektiğine gönülden inanıyoruz.

ABD’nin ağzına bakamayız.

Acaba ne der diye hesap edemeyiz.

Biz millet ne der ona bakmalıyız.

Biz milli beka neyi gerektiriyor ona dikkat etmeliyiz.

CHP’nin Fırat’ın doğusu için barışçı yaklaşımlar ve diyaloglar önermesi müflis ve teslimiyetçi bir dildir.

Söylenmek istenen nedir? Hangi barışçı yaklaşımlar izlenecektir? Nasıl bir diyalog kurulacaktır?

PKK/YPG’yle masa mı kurulsun, CHP bunu mu istiyor?

Fırat’ın doğusunda ihanet var, rezalet var, düşman var, Türk’e kefen biçen alçaklar var.

Bunlarla ilgili ne tür bir diyalog teklif ediliyor?

Bu nasıl bir acziyettir, nasıl bir köhneliktir, nasıl bir zafiyettir?

HDP’li temelsiz şahıs ise savaş politikalarından vazgeçilsin diye utanmadan çağrı yapıyor.

Bu köksüz, Kürtlerle barışmanın yolunu arayın diye fitne yayıyor.

Kürt kökenli kardeşlerimizle küslük yoktur ki barış olsun.

HDP Türk ve Türkiye düşmanlarının içimizdeki sızıntısıdır.

CHP’den bu sızıntıdan beslenen siyasi sızıdır.

İP’ten bahsetmeye gerek bile yoktur, çünkü hepsi aynı zillet çuvalının dibinde kaynaşmış, kucaklaşmıştır.

CHP-HDP Fırat’ın doğusundaki terör inlerinde fikren ve gıyaben buluşmuşlar, Türkiye’nin terörle mücadelesini engellemek, havayı zehirlemek amacıyla devreye girmişlerdir.

Bunlar yalanın, riyanın, bölücülüğün, istismarın çıbanbaşlarıdır.

PKK ormanları yakarken çıtını çıkarmayan, hatta sinsi sinsi gülümseyen bölücü HDP’nin, Kaz Dağları’nda su ve vicdan nöbetine girmesi ise tiyatrodur, masaldır, aldatmadır.

Farklı ve maksatlı bir hazırlığın varlığına işarettir.

Biz ormanlarımızın yok edilmesini asla doğru bulmayız.

Ancak PKK/HDP’nin taraf olduğu bir yerde de bit yeniği olduğuna inanırız.

Orman yakan namertlerin ağaç kesiliyor diye çığlık atması skandal ötesi bir çarpıklık, mide bulandırıcı bir çelişkidir.

CHP, HDP’yle gelecek hayalleri kurmaktadır.

İP ise bu hayalin vagonudur.

Bunlar ne diyorsa desinler, ne yaparsa yapsınlar, Fırat’ın doğusunda hilal yükselmeli, hainler tek tek cezalandırılmalıdır.

Terörle yaşamaya alışmayacağız.

Terörist saldırıları sineye çekmeyeceğiz.

Ne yapalım, kaderimizde de bu varmış demeyeceğiz.

Terör örgütlerine övgüler düzen sözde aydın, akademisyen, siyasetçi, gazeteciler bilmelidirler ki, ya vatan haini damgasıyla hayatları boyunca yaşayacaklar, ya da ıslah ve pişman olacaklardır.

Bu işin aması, fakatı, bahanesi yoktur.

Terörle huzur, teröristle insanlık şerefi arasında tarafsız bir alan yoktur.

Hatırlatmak isterim ki,

Türkiye 2015 yılının ikinci yarısından 2016 yılının ikinci yarısına kadar süren terörist kalkışma ve istila girişimine muhatap kalmıştı.

Şırnak Cizre, İdil, Silopi; Hakkari Yüksekova; Diyarbakır Silvan, Sur, Bağlar; Mardin Derik, Dargeçit, Nusaybin; Muş Varto’da PKK’nın cadde ve sokaklara hendekler kazması, barikatlar kurması, patlayıcılar yerleştirmesi, bazı yerlerde özyönetim ilan etmesi namuslu hiçbir insanın kabul edemeyeceği işgal teşebbüsleriydi.

Hendek terörü süresince 532 kahraman güvenlik görevlimiz şehit olmuş, 228 sivil vatandaşımız hayatını kaybetmiş, terör eylemlerinden 1 milyon 300 bin kişi etkilenmiştir.

Az evvel saydığım il ve ilçelerde 2 bin 307 hendek ve barikat kaldırılmıştır.

Bunu görmeyen hıyanet taraftarları ise beka mücadelesini sabote etmeye kalkışmışlardır. 

11 Ocak 2016 tarihinde, bin 128 sözde akademisyenin imzasıyla 2015 ve 2016 yıllarında ülkemizin doğu ve güneydoğusunda terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisiyle aşağılanmıştı.

Takip eden süre içinde nihai imzacı sayısı 2 bin 200’ü aşmıştı.

Yurt içinden ve yurt dışından sözde akademisyen ve entelektüellerin imza attığı PKK bildirisinde sokağa çıkma yasakları eleştirilmiş, devlet katliamcı olarak gösterilmişti.

Anayasa Mahkemesi de, İstanbul 32.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 Nisan 2018’de verdiği kararda hak ihlali olduğunu 26 Temmuz 2019 tarihinde açıklamıştır.

Anayasal düzeni yıkmak için kan döken, eylem yapan bir terör örgütüne destek olan sözde akademisyenlerle ilgili verilen cezaların neresinde hak ihlali vardır?

Bunlar haklı değil, haysiyetsizdir.

Bu nasıl bir haktır? Bu halde hak nedir, nasıl tarif edilecektir?

Hainlerle ilgili hak ihlali kararı verenler maşeri vicdanda vebal altındadır.

Milletin hakkı ne olacaktır?

Vatanın hakkı ne olacaktır?

Devletin hakkı ne olacaktır?

Şehitlerin, gazilerin hakkını kim nasıl teslim edecektir?

İhanetin hakkı olmaz, affı olmaz, ihmali olamaz.

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararıyla hakkın doğasına zarar vermiştir.

Terörün, terör destekçiliğinin, devlete katliamcı iftirasının tanımı hezimettir, zillettir, rezalettir, hıyanettir.

Geldiğimiz bu aşamada Anayasa Mahkemesi’nin bu hak ihlali kararına ilk derece mahkemesinin riayet etmemesi adaletin ruhuyla çelişmeyecektir.

Hakkı inkâr eden, hakikate dirsek çeviren, halka zulmeden bir alçalmanın hakkı da yoktur, hukuku da yoktur.

Var diyenlerin bu milletin arasında yeri olmayacaktır.

MHP GENEL BAŞKANI

DEVLET BAHÇELİ


MANAS HABER

Haberin etiketleri:

DEVLET, BAHÇELİ


Haber okunma sayısı: 82

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

TEVFİK BALA : HAYDEEE, YENİ FIRSATLARA…

İngiltere liderlerinden Churchill’in söylediği ; “Türkiye solarsa sulayın, uzarsa budayın” ...

LEYLA DÜZEL : HAYDUT VE AVARELLERİ SES VERİN

İki gündür tıs yok bu zilletin Cücük Ortağı, FETÖ'nün Arka Bahçesi, CHPPKK'nın Don Lastiği Güdük

AHMET ŞAFAK : Zamanın ruhu ve ülkücülük

Biz aykırı nesildendik: Çünkü bize fikir ustalarımız şöyle öğretmişlerdi: Toplumlar aynı zamanda

YILDIRAY ÇİÇEK : Yaşasın Türk devleti

HDP’li belediyelerin terör örgütü PKK dışında iradesi yoktur.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL